15 02 2007

Hicrani

http://www.blogcu.com/manager.url

            Şairimiz 1951 yılında Bayburt’a bir iş için gelir.İşlerini gördükten sonra bir kahveye girer.İlçenin Müftüsü Kaleardı mahallesi camii hocasını dini konular üzerine sıkıştırmaktadır.  Hoca cevap veremez,Müftü inadına üstüne,üstüne gider.Durumu uzaktan isleyen Hicrâni  birazda rahatsız olarak, birazda Hocayı kurtarmak için,Müftüye hitaben “Müftü efendi bize sıra ne zaman gelecek?” diye sorar. Bunu duyan Müftü efendi (Hiddetle) şairimize döner ve “Al sıra senin olsun,de baham ne” der. Ve şairimiz aşağıdaki deyişini söyler;

 

-24-

 

Âlem-i katreye düşse bir ruh ey Hocam

Evvel akıl mı? Ruh mu?hangi sermaye gelür?

Ruh’u götüren Azrâil,getüren hangi Melek ?

Evvelâ İrşadı  kuvvet,hangi azaya gelür?

 

Emredip de Kudretinden Ruh eder Bezm-ü hayat

Kaç saat,kaç saniye de Ruh eder azm-ü hayat?

Mevlâ’m sır haznesinde gizlemiş eşref saat

Saati dakka içinde hangi saniyeye gelür?

 

“Verâsetül Embeya’yız” dersiz ey hocam siz madem

Süleyman’a hangi gün irsal olmuştur Hâtem ?

Cuma günü dersiz yaratıldı Ol Cennette Âdem

Hangi aydır,hangi hafta,hangi cumaya gelür?

 

Hicrân sır haznesinden eyledi bunu ayan

Yatma sakın ey hocam,Bab-ı gafletten uyan

Emredip te Mevlâ’sın dan bir kula erse ziyan

Leylâ’yı  Berât geçesi kime hediye gelür?

 

Müftü efendi bu şiir karşısında hiçbir şey söylemez,kalkıp kahveden çıkar.

 

***     ***     ***

 

      Hicrâni toplumun nabzını tutabilen bir Halk aşığıdır. Bayburt’un Dacırak(Yedigözeler) köyünden Ali usta nın hastalığından sonra kendisini ziyaretinde söylemiştir.

 

-25-

Ali efendinin kalp kantarında

Kuşanmış lâle-i  zarı görünür

Nasihat gerektir dili İrşat tan

Ayrılık hançerin yâra görünür.

 

Kaba yel dolanır açar ummana

Aşkın deryasıdır katar tufana

Zannetmem atıyor doğru nişana

Hedeften yan vurdu ayrı görünür.

 

Hicrâni yıkmadı gönül şehrini

Zahire vuralı dostun zehmini

Değil Ali efendinin yüzü cehrini

Tâ ak ciğerinde yara görünür.

 

***    ***     ***

 

            Hicrâni’nin talebi Cemâlûllâh’tır. Âşıkın israrlı rağbeti ve talebi üzerine Ma’aşûkun  Kemâlleri izhar etmesi beklenmektedir.Allâh’ın lütuf ve rahmet sebebi olan  vasfına talip olmaktadır. O  nedenledir ki Hicrâni  Cemâlûllâh  ister,Leylâ bir  vesiledir.

 

-26-

 

Allâh’ım sendendir nusreti  fırsat

Kaldır nasibimi,yâr diyarına

Bir zaman çekmeli mihneti gurbet

Düşmeli Leylâ’nın  ab-ı narına

 

Niçin ben yanayım aşk ocağında

Görmedim bir amel  sağ evrakımda

Bu gün nazlı yarın hüsnü bağında

Kondur bülbül gibi câr  civarına

 

Nedir ey Hicrâni senin bu hâlin

Vahdettin câm-ına vurunca dilin

Yandığım Leylâ’ya değildir lâkin

Ah çekem ol şahın ben Cemâl’ına

 

***     ***     ***

 

-27-

 

Allâh ile ah dim vardır

Kavuştursa yâre beni

Tende canımı verirdim

El tuttursa kâre beni

 

Kalmadı edeb-i arım

Semâya dayandı narım

Şan-ı şöhret verdi barım

Çevirse hû bâna beni

 

Ders aldım ruh-i Sadıktan

Hû deyin bağrı yanıktan

Ol sır dır ki  ;“Enel Hâk”tan

Bıraksa  Ol sırra beni

 

Katsa bir ûlu kervana

Yâre giderdim kurbana

Hüccetim “Le Kad Keremna”

Verse ol hisâra beni

 

Hicrâni ezeli ah dan

Kal-u  Belâda ervah dan

Esirge beni günah dan

Yaksa Ol Didar an beni.

 

***     ***     ***

 

-28-

Arada bulunan cilve şirindir

Dönmez o yar ile görüşmeyince

Yanar yüreğimde  zehri yâram de

Dönmez O yarama erişmeyince

 

Çekerim bu aşkın demin sırrını

Zikrederim dilden ismin “Bir,, ini

Bezm-i  Âleminde dil ikrârını

Vermez o yâr ile konuşmayınca

 

Arabi, Farisi her bir lisanı

Bu aşka düşende yakar insanı

Gönlünde bir Od var Gedâ Hicrâni

Erimez cananla tanışmayınca..

 

***     ***     ***

 

 Şairimiz  ömrü yokluklar sıkıntılar içerisinde geçmiş ama bir kere dahi isyan etmemiştir. Her şeyin Takdir İlâhi olduğunu kabul etmektedir. Hatta son günlerinde hasta yatağında yatarken arkasına yastık koymuşlar,Acıları ızdıraplarıda o zaman biraz mola vermiş olacak ki rahatlamış. Bu keyfinin hesabını nasıl vereceğinin tefekkürüne başlar,bakalım neler söyler;

 

-29-

Arkanda yastıklar başında lamba

Gönül bu zevk sana çok değil mi dir

Dil döner mi hesabına.acaba

Bunu senden sonar Hâk değil mi dir.

 

Hâlk olmuşsun vazifeni bilmezsin

Eğer bilsen ağlar,ağlar gülmezsin

Bir gün bu dünyadan gider gelmezsin

Dönüşü olmayan yol değil mi dir.

 

Zehirli merhemi vurma yaraya

Gel gönül bağlanma her maskaraya

Kırmızı boyaya sarı liraya

Aldanıp sarf olan kul değil mi dir.

 

İnsan oğlunda ki nedir bu gaye

Evinden çarşıya gitmiyor yaya

Fenliler göz koymuş gökteki Ay’a

Bu varlığın sonu yok değil mi dir.

 

Kâinat yok olur var olan Âllâh

İsminin temeli “Amentû Billâh”

Hicrâni okunur “El Hükmü Lillâh”

Azrail attığı  ok değil mi dir.

 

***     ***     ***

    Her mecliste Kal ehli kişiler bulunur. Bir mecliste de  Hicrâni’yi  rencide edici sözler söylenir.  Bunun karısında köylüler Hicrâni’yi arkalar Kal söz söyleyen kişiyi dışarı atmak isterler.Hicrâni müdahale eder.”Durun oda yaptığını anlar elbet..” der.  sohbette bulunanlar Hicrâni’den defalarca özür dilerler. Bunun karşında bizim için temel “Sabırdır” biz her kal ehlinin sözüne kulak vermeyiz. diyerek su deyişi okumuştur.

 

-30-

 

Arsızdır bu gönlüm her sözden almaz

Aldırıp aklımı tepek olmuşam

Batnım genişledi  her sözü duymaz

Ne zenginle zengin,ne beğ olmuşam

 

Bir bend kurdum derde yaslıdır başı

Burcu beştir altı bab dır ocağı

On iki top otuz iki yaprağı

Elli dört taş döndürür dibek olmuşam.

 

Bir Âli bağbanın gülünü derdim

Kırk sekiz sarrafa  satlığa verdim

Kendir idim aşk havanına girdim

Dövüle, dövüle ipek olmuşam.

 

Gönlüm kenar değil daima gamda

Peyda etti bizi Ketm-i Adem’de

Virâne yatardım Keşt-i Alemde

Seksen bin kotanlı bir Herk olmuşam.

 

Buğday hamuruna yumurta kırdım

Reyhanlı tarhanlı kumaşa sardım

Aşk’ın fırınında piştim kızardım

Görün ne yenecek börek olmuşam.

***     ***      **

   Şairimiz Hicrâni ; Yaptığı ile söylediği bir olmayan,buna rağmen de kendini İlim ve İrfan sahibi sanan hocalar için bir zemmi ye söylemiştir.

 

-31-

Arş’tan haber verir,önünü görmez

Gözü ağma kalbi meyyit Hocalar

İstesen bir içim suyu veremez

Gözü ağma kalbi meyyit Hocalar

 

İlim çeşmeleri kalbinden akar

Halkı Cehenneme doldurup yakar

Kürsüye çıkanda mescidi yıkar

Gözü ağma kalbi meyyit hocalar.

 

Tatlı sever hoşafı,pilavı yağlı

Oturur duaya bir melek çağlı

Fetvanın kolayı ücrete bağlı

Gözü ağma kalbi meyyit Hocalar.

 

Cennetin Miftahın cebine koyar

Herkesi seslerken kendisi uyur

Nerde cenaze var  oraya yürür

Gözü ağma kalbi meyyit Hocalar

 

Âlemi  Zem etme Gedâ Hicrâni

Şimdi insanların paradır canı

Rüşvettir kefeni,Dünyadır donu

Gözü ağma kalbi meyyit Hocalar.

***     ***    ***

 

Hicrâni’nin gözü gönlü toktur.Yokluktan yakasına dikmiş olduğu nişandan memnundur.Çoban çeşmesinden içtiği  ona yetmektedir.Zenginin baklavasında,çöreğinde böreğinde arzusu yoktur.Ona şükür yetmektedir.

 

-32-

Arzum yok zenginin baklavasında

Aslım arpa aşı içenlerdeniz

Ne börek,ne çörek,ne tavasında

İğne iplik ile uçanlardanız.

 

Ne servet,ne varlık,ne aldım devlet

Ne Âlim,ne ilim, gördüm icazet

Çoban çeşmesinden içtiğim şerbet

Varlıktan bir kenar geçenlerdeniz

 

Otuz yıl aşk ile kaldığım kadar

Dünya bize zindan oldu mukadder

Eyyûp derdi ile oldum kafadar

Derdi tabibine açanlardanız

 

Tahammül közüyle bağrımı yakıp

Sabır gömleğini koluma takıp

Eşi dostu akrabayı bırakıp

“Mekke”den ayrılıp göçenlerdeniz.

 

Âdem’de Hûda’nın lütfü nazarı

Sarrafına gösteririz pazarı

Aşkın tezgahında sevda hızarı

Hicrân hançeriyle biçenlerdeniz.

 

***     ***      ***

-36-

 

Aslımız Ol Adem hem Sefiyûllâh

Gelenler erdiler Kemâle bir, bir

Sende değiştir he nevbet sırasın

Çokları el attı bu mala bir,bir

 

Sivâ  Bahr-i çeker keştin hamına

Eriştirir ahir yol encamına

El attığı zaman ecel câmına

Felek yıkar ömrün Hisarı bir,bir

 

Aslımız Türap tan vücut binası

Dört ana doğurdu bu kadar nası

Değil hazan değil belki hardal tanesi

Arayan Hâkim dir  suale bir, bir

 

Mükerrem kılmıştır aslı nefsi yat

Erkânı Akıl dır.Fikir Hürriyet

Eğer Arif isez alın nasihat

Hicrâni okudu bu yolu bir,bir.

 

***     ***     ***

Hâk’la  olmanın vermiş olduğu haz,bu yolda bulunan kalbin terennümüne “işret” hali denmektedir.Bu halde olmayanın hayatının beyhude olduğunu anlatan Şairimiz bu deyişinde de

önemli nasihatler da bulunmaktadır.

 

-34-

Aslında bir işret olmayan ırmak

Yegan,yegan  olur akar beyhûde

Kibrin kafesinde ah çeken bülbül

Konamaz güllere çıkar beyhûde

 

Bu aşkın ezeli olmuştur ne hâr

Sekiz perde gâhtır  on iki pınar

Huğlar yığnağında sevmese bir yâr

Canını odlara yakar beyhûde

 

Hicrâni vurgundur şahlar şahına

Zülüf perçeminin tel gergefine

Çok çulhalar gerdim şal tezgahına

İbrişim telini takar beyhude.

***     ***     ***

 

 Bir Ramazan günü bir meclise girince Aşığımıza yer verilmez.O da bakalım neler söyler;

 

-35-

Aşık anlar bir meclise varanda

Alimler otursun yer beğen derler.

Ramazan ayıdır geldi zamanı

Sonra aç olanlar gorba gor derler.

 

Ben avcıyım şahin alıp satarım

Sırrın dükkanını kırıp atarım

Hu rufsuz Heceye imlâ katarım

Erenler bezm-in de zorba zor derler.

 

0
0
0
Yorum Yaz