6.23.2009 ·

 sitemize hoş geldiniz. hayırlı vakit geçirmenizi dileriz.  tevhit battalein Bild




Koyumuz
Defter oku
http://www.ahmbay.com/sayac/defter.asp?u=feritli

2008 kuran kursu icazet töreni
http://www.negatif.com/kullanici/fotograflar.php?uid=17106

Naz etme

Naz eyleme sevdiceğim naz etme
Nazlı olan gül kalbinde iz olur
Bir gül seni severise söz etme
aşka düşen kul gönlünde köz olur

Aç perçemin sevdan ile yar besle
Bağbancı ol bağı gül ile süsle
Gönlünü yare dön maşuka yasla
Seven kulun arkasından söz olur

Gönül kuşu sevda ile beslenir
Yavru şahın yücelerden seslenir
bir yar seven deli gönül uslanır
Sevda çeken gülün ömrü az olur

<_script /><_script /><_script /><_script />Haberler Fıkra Dünyası

Yorum (0) Yorum yaz!

5.18.2009 ·

oruçbeyli köyü

Oruçbeyli Köyü
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü
Oruçbeyli Köyü Resimleri
oruçbeyli köyü Resimleri
oruçbeyli köyü bayburt
oruçbeyli köyü Resimleri
oruçbeyli köyü bayburt
oruçbeyli köyü Resimleri
oruçbeyli köyü bayburt
oruçbeyli köyü Resimleri
oruçbeyli köyü bayburt
oruçbeyli köyü Resimleri
oruçbeyli köyü bayburt
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
photo25.jpg
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü Resimleri
Oruçbeyli Köyü
oruçbeyli köyü öğrenci Resimleri
Oruçbeyli Köyü
oruçbeyli köyü öğrenci Resimleri
Oruçbeyli Köyü
oruçbeyli köyü öğrenci Resimleri
Oruçbeyli Köyü
oruçbeyli köyü öğrenci Resimleri
Oruçbeyli Köyü
oruçbeyli köyü öğrenci Resimleri
Oruçbeyli Köyü

Yorum (1) Yorum yaz!

10.13.2008 · Kategori: aglar babanin beyitleri




7.10.2006: ağlar baba ebyatı ve tefekür hakkındaki bilgiler
7.10.2006: ağlar baba HZ
7.10.2006: 2006
7.10.2006: /9/2006
7.10.2006: -16-
7.10.2006: 4/9/2006
7.10.2006: /9/2006ağlar baba
7.10.2006: 4/9/2006
7.10.2006: 9/2006ağlar baba
7.10.2006: BEYTİ AĞLAR BABA
7.10.2006: BEYİTİ AĞLARBABABEYİTİ AĞLARBABA
7.10.2006: BEYİTİ AĞLAR BABA
7.10.2006: /9/2006/9/2006
7.10.2006: BEYİTİ AĞLARBABABEYİTİ AĞLARBABA
7.10.2006: BEYİTİ AĞLARBABABEYİTİ AĞLARBABA
7.10.2006: BEYT-İ AĞLARBABA
7.10.2006: /2006
7.10.2006: -42-
7.10.2006: -42-
7.10.2006: BAYT-İ BAKİBABABAYT-İ BAKİBABA
7.10.2006: BEYT-İ BAKİBABA
7.10.2006: BEYT-İ AĞLARBABA
7.10.2006: BEYT-İ BAKİ BABA BEYT-İ BAKİ BABA
7.10.2006: AĞLAR BABA AĞLAR BABA
7.10.2006: BEYT-İ AĞLARBABA
6.10.2006: BEYT-İ AĞLARBABA
6.10.2006: BEYT-İ AĞLARBABA
6.10.2006: BEYT-İ AĞLAR BABA BEYT-İ AĞLAR BABA
6.10.2006: BEYT-İ AĞLARBABABEYT-İ AĞLARBABA
6.10.2006: BEYİT-İ AĞLAR BABA
6.10.2006: BEYİT-İ BAKİ BABABEYİT-İ BAKİ BABA
6.10.2006: BEYT-İ AĞLARBABA
6.10.2006: 9/2006beyiyi ağlar baba
6.10.2006: 74-BEYT-İ AĞLARBABA
6.10.2006: BEYT-İ AĞLARBABA
6.10.2006: BEYT-İ AĞLARGÜLMEZ
6.10.2006: BEYT-İ AĞLARGÜLMEZ
6.10.2006: BEYT-İ AĞLARBABA
6.10.2006: BEYT-İ AĞLARBABA
6.10.2006: BEYT-İ AĞLARBABABEYT-İ AĞLARBABA
6.10.2006: 86- BEYT-İ AĞLARBABA
6.10.2006: BEYT-İ AĞLARBABA
6.10.2006: ebyatiağlarbaba
6.10.2006: 93- 93- 93-
6.10.2006: - BEYT-İ AĞLARBABA
6.10.2006: BEYT-İ AĞLARBABA
6.10.2006: BEYTİ AĞLAR BABABEYTİ AĞLAR BABA
6.10.2006: AĞLARBABA
6.10.2006: BEYT-İ AĞLARBABA BEYT-İ AĞLARBABA
6.10.2006: BEYT-İ AĞLARBABA BEYT-İ AĞLARBABA

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

10.10.2008 ·

http://www.antoloji.com/islem/gateway/sair/default.asp?sair=61053



ferit battal
Gündüzler gece oldu gecelerse bir sabah Bu güzel milletimin kalpleri doldu veba Amân Allah’ım amân sen koru milletimi ferit battal bayburt ...
http://www.gullukdergisi.com/site/showthread.php?tid=7724 
 


Kursu Dernek Başkanı Ferit Battal Haberleri
Kursu Dernek Başkanı Ferit Battal hakkında ulusal basında çıkan tüm haberler-0.
http://www.tumgazeteler.com/haberleri/kursu-dernek-baskani-ferit-battal/ 
 


ferit battal - Blogcu - Blogcu.com - Ücretsiz Türkçe Blog Servisi
'ferit battal' etiketi ile etiklenmiş yazılar. ... Geri 1 İleri. İlgili Etiketler. ferit battal. İlgili Videolar. İlgili Kanallar ...
http://www.blogcu.com/etiket/ferit%20battal 
 


Ferit Battal - --- - XING
Ferit Battal adlı kullanıcının sundukları: ... Üye misiniz? Giriş yapın ve Ferit Battal'i bağlantılarınıza ekleyin. İş deneyimi. - bugün ...
http://www.xing.com/profile/Ferit_Battal 
 


Olurmu - Ferit Battal
Yaratan yarattı yoktur kul farkı Her türlü insâna gösterir saygı Hiçbir kul bu dînden etmesin kaygı Cânlıya kan veren İslâm geliyor. Ferit Battal ...
http://siir.edebiyat.org/siir/siir.asp?siir_id=1058754&sair=61053&sira=16&adet=22 
 


Sırdaş ol sen - Ferit Battal
Zâlimlerin elinde çile çekiyor cânlar Şu dünyâ bâki değil ma’bud edildi mallar Bu kadar nimet yeter diyen yok kardaşlarım. Ferit Battal ...
http://siir.edebiyat.org/siir/siir.asp?siir_id=1058758&sair=61053&sira=17&adet=22 
 


ferit battal
Arama Sonuçları: "ferit battal" sözcüklerinden en az birini içeren toplam 50 adet şair bulundu. (2 sayfa) Bu sözcüklerin tümünü birden içeren kayıtları ...
http://arama.antoloji.com/?p=1&yer=sair&aram=biri&CAT=&gun=&ara=ferit%20battal 
 


Mehmet Zahit Altıntaş | Facebook
Enes Arıca Enes Arıca · Sinan Topgül Sinan Topgül · özge öztürk özge öztürk · özenç Akdağ özenç Akdağ · Ferit Battal Ferit Battal ...
http://www.facebook.com/people/Mehmet_Zahit_Altntas/1010520287 
 


Erdal Erzincan Ziyaretçi Defteri
Yazan [ FERİT BATTAL ] Tarih [ 28.11.2004 00:08:05 ] eMail [ feritbattal@hotmail .com ] Web ... Yazan [ ferit battal ] Tarih [ 27.11.2004 23:54:33 ] eMail ...
http://www.erdalerzincan.com.tr/4/default.asp?sayfa=916 
 


ferit battal
Arama Sonuçları: "ferit battal" sözcüklerinin tümünü içeren toplam 1 adet şair bulundu. (1 sayfa) Bu sözcüklerden en az birini içeren kayıtları listelemek ...
http://arama.antoloji.com/?yer=sair&ara=ferit%20battal 
 


ZAMAN-WAP
Törende konuşan Oruçbeyli Kur'an Kursu Dernek Başkanı Ferit Battal, dernek çalışmaları ve kursun kuruluşu hakkında davetlilere bilgi verdi. ...
http://www.zaman.com.tr/wap.do?method=getSehirHaberDetay&haberno=719505&sehirno=25&sirano=5&sayfa=0 
 


şiirlerim - irşadi baba ve ağlar baba diyarı oruçbeyli köyü ...
Öz yarayı ettik veba Nûrlar kalbe iz eder mi? Ferit Battal ... çoşkun sular aka aka durulmuş sevdadan ayırma yüce yaradan Ferit Battal ...
http://gonulsevdasi1.blogcu.com/siirlerim_28831101.html 
 


Bayburt Rehberi - Oruçbeyli Köyünde Hafızlık Yarışması Yapıldı
Açılış konuşmasını yapan Oruçbeyli köyü kuran kursu Yaptırma ,Yaşatma ve Onarma Derneği Başkanı Ferit Battal " 1974 Yılında yapılan kursumuz 1981 yılında ...
http://www.bayburtrehberi.com/News-file-print-sid-139 
 


[ BAYBURT AJANS ] Hafızlara hediye yağdı | Türkiye'nin ve Dünya ...
Törende konuşan Oruçbeyli Kur´an Kursu Dernek Başkanı Ferit Battal, dernek çalışmaları ve kursun kuruluşu hakkında davetlilere bilgi verdi. ...
http://www.bayburtajans.com/haber_detayi.asp?id=37 
 


öss tercih robotu, ÖSS Tercih Motoru, öss tercih rehberi, öss puan ...
FERİT BATTAL - 19.11.2008 15:28:43 tarihinde yorumladı ORDU / Gölköy Anadolu Lisesi. RESİM KOYSANIZ İYİ OLUR. Yoruma yanıt yaz ...
http://www.kursunkalem.com/tumokulyorumlari.html?liste=Y&sflm=Y&sayfa=32 
 


Dj Jackson Ft Dj Ferit - Black Summer Party 2007 - Youtube Videos ...
Dj Jackson Ft Dj Ferit - Black Summer Party 2007 - Youtube Videos - Noolmusic. com. ... Breakdance Battle Of The Year · Dj Zektore - W Cephei Techno Rem ...
http://noolmusic.com/youtube_videos/dj_jackson_ft_dj_ferit_-_black_summer_party_2007.php 
 


YouTube - Ferit Wars
Related Videos. Loading... Promoted Videos. Butterscotch the Beat Box Queen from America - Beatbox Battle TV · Buttersc otch the Beat B.. ...
http://www.youtube.com/watch?v=7_c-nRpiPG4&feature=related 
 


Smack That (WWW.DJFERIT.DE) by DJ FERIT vs. Akon ft. Eminem ...
Smack That Battle by DJ FERIT vs. Akon ft. Eminem. Album; iLike; Send; Find videos; Fans. Loading Album... Loading... Smack That (Reggaeton Remix) by DJ ...
http://ilike.com/artist/DJ+FERIT+vs.+Akon+ft.+Eminem/track/Smack+That+(WWW.DJFERIT.DE) 
 


People Search Directory - Find People Yesh, John - Yesilcimen, Ferit
yesh, mary 72 Battle Creek, MI ... yesh, sheri 45 East Leroy, MI Battle Creek, MI ...... yesilcimen, ferit -- Las Vegas, NV Chattanooga, TN ...
http://www.reunion.com/people-search-directory/L3/415098 
 


DJ FERIT vs. Ziynet Sali - Zordur Oglum ( REMIX )2007 - Truveo ...
DJ FERIT vs. Ziynet Sali - Zordur Oglum ( REMIX ) ... Popular Tags. Battle Club DJ Dance Electro Electronic FT Feat. Freestyle Graffiti Hip-Hop House Me Mix ...
http://www.truveo.com/DJ-FERIT-vs-Ziynet-Sali-Zordur-Oglum-REMIX-2007/id/666983075 
 


Dj Ferit Vs. Busta Rhymes
Pics, Lyrics, and videos of Dj Ferit Vs. Busta Rhymes's. ... Got You All In Check · Busta Rhymes - Dangerous · BUSTA RHYMES BATTLE ...
http://www.clinko.com/music/DJ_FERIT_vs._Busta_Rhymes/ 
 


uckavakiöo - sosyal etkinlikler
BU HARABE NEDERSENİZ? OKS KURSU YER YOK NE YAPSINLAR FERİT BATTAL VE SAZ ARKADAŞLARI ( DERS DIŞI MÜZİK ETKİNLİĞİ). Bugün 1 ziyaretçi (1 klik) kişi burdaydı! ...
http://www.uckavak.tr.gg/sosyal-etkinlikler.htm?PHPSESSID=3f46cbc4c5e1c484c41f9c000b3072aa 
 


`23meg is now known as mgunes [03:45] kwwii: Ping [03:46 ...
[10:03] ferit> are we going with the tango style this time around? ... [ 11:47] he suggested we should try to fight the battle upstream ...
http://irclogs.ubuntu.com/2007/11/21/%23ubuntu-artwork.txt 
 


Fethullah Gülen Web Sitesi
ferit battal GELİYOR Yıllarca bekleyip bir yol gözledim Kalplere nûr veren İslâm geliyor Hürriyet nerede onu özledim Mazlûmu hür gören İslâm geliyor ...
http://www.m-fgulen.org/component/option,com_jambook/Itemid,156/task,list/sort,createddesc/limit,15/limitstart,1620/ 
 


şiirler - irşadi baba ve ağlar baba diyarı oruçbeyli köyü bayburt ...
Bir ğazel gibi solğundur Uzak koyma dost elinden Ferit Battal ... Bekçisi olmayan bağa girilmez Buldunsa izini beraber gidek Ferit Battal ...
http://gonulsevdasi1.blogcu.com/siirler_28832001.html 
 


Cem Kaya | Facebook
Atilla Fedai Atilla Fedai · Hakan Tekbaş Hakan Tekbaş · Doğan Güneş Doğan Güneş · Ferit Battal Ferit Battal · Kerem Advan Kerem Advan ...
http://www.facebook.com/people/Cem_Kaya/598402121 
 


yardimtoplama ildisi
BAYBURT, ORUÇBEYLİ KÖYÜ KURAN KURSU YAŞATMA VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ, FERİT BATTAL , TEVHİT DANAYİYEN, MURAT DANAYİYEN, FATİH KORKMAZ, ŞEHSET KACIR, 31.08.2007 ...
http://www.konyadernekler.gov.tr/yardimtoplama/ildisi.asp 

oruçbeyli köyü
 

ÖNSÖZ

Kaynağını tasavvuftan alan Tevhît  (Tevhît BATTAL) şiirleri kâh duâ, kâh sitem, kâh acziyet eksenli olup, önce kendi bakış açısıyla nefsine, sonra sevenlerine ve insânlığa bir çağrı niteliğindedir. Tevhît Baba, insânın iç derinliğine seslenen mısrâ’larında bütün bir tarîkat gerçekliğini yoğurmakta  ve ondan gelen ahlâk ve âdâbı  rûhumuzda hissetmemize çalışmaktadır.

Destûru dedesi Ağlar Baba’dan aldığını söyleyen Tevhît Baba,  bunu kendine seslendiği muhasabe ve murakabe boyutlu  “ağlar gezer” isimli şiirinde şöyle mısrâ’laştırmıştır:

AĞLAR GEZER

gülden ayrı düşen bülbül

Leylâ gibi ağlar gezer

Aşk bağında öten  bir  dil

Al yeşili bağlar gezer



Seven bir kul destûr alır

Sevdâ nedir seven bilir

Kırık keştî yolda kalır

Sel suyunda çağlar gezer



Yüksek olur karlı dağlar

Coşkun sular dertli çağlar

Sevdâ çeken yara bağlar

Yâr yâr diye ağlar gezer

 

Bülbül sözü gülden açar

Seherde gül bağın seçer

Varıp bir dergâha çöker

YAR YARdiye ağlar gezer



İlim meclisin seçmeyen

Varlık kapısın geçmeyen

 Hakk’ın iksirin içmeyen

 El gönlünü yağlar gezer



Hücceti kavî kılmayan

Dosttan beratı olmayan

Mevlâ yoluna dalmayan

Elin kolun bağlar gezer


Tevhît BATTAL ilâhî aşkın verdiği istiğrak, tevâzu’  vb  kavramlarla, Kerem, Mecnûn gibi kılâsikleşmiş aşk öykülerinde yer alan beşerî aşk kavramlarını şiirlerinde sentezleyerek, sonsuz aşk olan Mevlâ aşkını dile getirmekte ve bu yoldaki rûh hâlini en içten bir şekilde dizelere dökmektedir.  “Yâr Senin İçin” şiirindeki:   

Aslı’yı yaktıran sözde Kerem’dir

Beni Mecnûn eden gönül yaramdır

Senden gelen her şey bana merhemdir

Gözümden akan yaş yâr senin için

bu dizeler buna güzel bir örnek teşkil etmektedir.

Tevhît battal toplumsal konulara  değinerek dayanışma içerisinde olmamız gerektiğinin altını da çizmektedir. “Merhamet” isimli şiirinin aşağıdaki dizeleri, her müslümânın yüreğinde her ân duyması gereken yardımlaşma mesajlarıyla doludur. Hemen şunu ekleyelim ki bu şiirin bütünü okunduğunda bu şiirde bile tasavvuftan gelen bir esin olduğu açıkça görülmektedir.

Katre katre yaş akıyor gözlerden

Hicrân izi eksilmiyor yüzlerden

Yoksul düştük fer çekildi dizlerden

Ben aç kaldım diyenlere merhamet

Toplumdaki görünüşü, duruşu ve gidişatı iyi bir şekilde okuyan Tevhît battal “Sen Koru” şiirinde ise eleştiri, sitem ve duâ havâsında şunları söylemektedir:

Yüzlerde tebessüm yok sanki bu nâs derbeder

Bir muhabbet yeriydi gönüller doldu keder

Yeter arkadaş yeter millet çok çekti yeter

Amân Allah’ım amân sen koru devletimi

Güçlü bir lirizme / coşkunluğa sâhip olan Tevhît battal nın şiirlerinde Yunusça söyleyişler de görülmektedir:


14.8.2006: şiirlerim
13.8.2006: şiirlerim
13.8.2006: şiirlerim
13.8.2006: şiirlerim
13.8.2006: şiirlerim
13.8.2006: şiirlerim
13.8.2006: şiirlerim
13.8.2006: şiirlerim
13.8.2006: şiirlerim
13.8.2006: şiirlerim
13.8.2006: şiirlerim

24.8.2006: SÜRMELİM
24.8.2006: OLMAZ OLAYDI
24.8.2006: FAKİRLİK
24.8.2006: ANAM
24.8.2006: DÜŞERSİN
24.8.2006: FAKİRLER
24.8.2006: GİTTİ
23.8.2006: DEĞİL Kİ
23.8.2006: BIRAKMA
23.8.2006: KALMADI
23.8.2006: OLDUM
23.8.2006: GİTTİ
23.8.2006: GÖNÜL
23.8.2006: GÖNÜL
23.8.2006: EDER Mİ
23.8.2006: OL YÜCE DAĞLAR
22.8.2006: AHÛ GÖZLÜM
14.8.2006: DOST ELİNDEN
14.8.2006: GARÎBİN
13.8.2006: KARDAŞ
13.8.2006: BENİM
13.8.2006: KURBAN OLDUĞUM
13.8.2006: HARÂM OLDU
13.8.2006: benem
13.8.2006: MERHAMET

Arkadaşına Gönder!

Yorum (0) Yorum yaz!

10.10.2008 · Kategori: siirlerim


Acem Güzeli

Acem Güzeli

Gözlerin can yakır cemalın beni,
Çatma kaşlarını acem güzeli.
Mevlam kurdretinden yaratmış seni,
Çatma kaşlarını acem güzeli.

Veçhini göreni düşürdün zara,
Sevenler yalvarır ulu hünkara,
Sevdalık çekeni erdirdi kâra,
Çatma kaşlarını acem güzeli.

Eller sitem etti çektin yükünü,
Sevdalılar söylir yanık türkünü,
Sevip feth eyledi sevda mülkünü,
Çatma kaşlarını acem güzeli.

Bir gül yanar öten bülbül virdinden,
Seven anlar sevda çeken derdinden,
Kula zerar gelmez kulun merdinden,
Çatma kaşlarını acem güzeli.

Ferit Battal



Açan Gülleri Soldurma

Açan gülleri soldurma



Açan gülleri soldurma
Yürü kurbân Hakk’a doğru
Zâlim nefsini güldürme
Yürü kurbân Hakk’a doğru

Zikirsiz kalpler yorğundur
Bu cân cânâna vurğundur
Kararan kalpler solğundur
Yürü kurbân Hakk’a doğru

Aldanma dünyâ zenbine
Her ân düzen ver kendine
Salavât getir Nebî’ne
Yürü kurbân Hakk’a doğru

Anla nefsinin fendini
Dilinden kesme virdini
bir güle anlat derdini
Yürü kurbân Hakk’a doğru

Yeter bunca gaflet yeter
Ömrü biten Hakk’a gider
Bülbül gülle sohbet eder
Yürü kurbân Hakk’a doğru

Ferit Battal



Af Eyle Beni Rahmân’ım

Af eyle beni Rahmân’ım

Af eyle beni Rahmân’ım,
Zenbim ile geldim sana.
İhsân eyle yâ Hallak’ım,
Zenbim ile geldim sana.

Sensin Rahim, sensin Halîl,
Bana merhamet yâ Celîl,
Günahım çok etme zelîl,
Zenbim ile geldim sana.

Sen eylersin beni bülbül,
Seni zikr eylesin bu di,l
Yolunda âcizdir bu kul,
Zenbim ile geldim sana.

Etme bu cânı sen bî-cân,
Sana fedâ olsun bu cân,
Elim açtım sana cânân,
Zenbim ile geldim sana.

Ben mahlûkun,sensin Hâlık,
Emrindedir bütün varlık,
Ahrette verdirme darlık,
Zenbim ile geldim sana.

Ferit Battal



Affet

Affet

Nazlı yarim neden benden kaçarsın,
Bak halime affet beni sevdiğim.
Başka yar mi buldun sanki uçarsın,
Bak halime affet beni sevdiğim.

Çok erken unuttun yaktığın canı,
Beni benden aldın yıktın bu hanı,
Tek bir sitem edip üzmezdim seni,
Bak halime affet beni sevdiğim.

Yar yar diye solar bu sevda gülü,
Elime değmedi bir yadın eli,
Bir of çekse sana, keserdim dili,
Bak halime affet beni sevdiğim.

Ferit Battal



Affet ALLAH'ım

Affet ALLAH'ım

Laleyle sümbül gibi kök salmadık her yana,
Bizler beşer bir kuluz bizi affet ALLAH'ım.
Senden bir elem gelmez hışm etmezsin bir cana,
Bizler beşer bir kuluz bizi affet ALLAH'ım.

Arı konar çiçeğe balın özünü sağar,
Gök yüzünde toplanan bulutlar yere yağar,
Yağan yağmur ardından nurlu bir güneş doğar,
Bizler beşer bir kuluz bizi affet ALLAH'ım.

Her şey emre tabidir emri bilen yorulmaz,
Mutmain kalp olanlar muhabbetten ayrılmaz,
İnkar eden inasana iman nedir sorulmaz,
Bizler beşer bir kuluz bizi affet ALLAH'ım.

Ferit Battal



Ağlar Gezer

Ağlar Gezer

Gülden ayrı düşen bülbül,
Leylâ gibi ağlar gezer.
Aşk bâğında biten bir gül,
Al yeşili bağlar gezer.

Sevdâ nedir seven bilir,
Seven bir kul destûr alır,
Kırık keştî gölde kalır,
Sel suyunda çağlar gezer.

Bülbül sözü gülden açar,
Seherde gül bağın seçer,
Varıp bir dergâha göçer,
Yüreğini dağlar gezer.

Yüksek olur karlı dağlar,
Sevdâ çeken yara bağlar,
Coşkun sular dertli çağlar,
Yâr yâr diye ağlar gezer.

Hakk’ın iksirin içmeyen,
İlim meclisin seçmeyen,
Varlık kapısın geçmeyen,
El gönlünü yağlar gezer.

Bir dosttan berât almayan,
Hücceti kavî kılmayan,
Mevlâ yoluna dalmayan,
Elin kolun bağlar gezer.

Ferit Battal



Ağlar Gibisin

Ağlar Gibisin

Bülbülün gül için yandığı yerde,
Sanki yaş dökerek, ağlar gibisin.
Bir kulu sevdası düşürür derde,
Sende yüreğini dağlar gibisin.

Ateş düşer gönlü yakar yüceltir,
Aşık bir kul kendi sazın düzeltir,
Yar seven yar saçın örer bezetir,
Sanki Çoruh gibi çağlar gibisin.

Garibe dert sormir, ağalar beyler,
Mazlumun duası gönlü feth eyler,
Dertli olan bir nas derdini söyler,
Sende benim gibi ağlar gibisin.

Ferit Battal



Ah Çekerek Yakma Beni

Ah Çekerek Yakma Beni

Gül bağında yanan bülbül,
Ah çekerek yakma beni,
Mevla için solan bir gül,
Ah çekerek yıkma beni.

Yeşil ördek suya konar,
Gül bülbüle sevda sunar,
Bir dost seven yürek yanar,
Ah çekerek yıkma beni.

Derin gölde yüzen suna,
Yaradan aşk verir cana,
Evlat için yanan ana,
Ah çekerek yıkma beni.

Takdir ezelden yazılır,
Kirpikten yaşlar süzülür,
Yâr seven yâla gezinir,
Ah çekerek yıkma beni.

Gözden iki tür yaş çıkar,
Biri acı günde akar,
Diğeri yüreği yakar,
Ah çekerek yıkma beni.

Ferit Battal



Ahrette Sürülür Hakk'ın Sefası

Ahrette Sürülür Hakk'ın Sefası


Güle aşık olan yanar bu elde,
Mahşerde sürülür hakkın sefası.
Bülbül sevdasını saklar gönülde,
Ahrette sürülür hakkın sefası.

Yıkılır bu bağlar virane olur,
İnanmayan kullar belayı bulur,
Kulun ibadeti kula kâr kalır,
Ahrette sürülür hakkın sefası.

İnanan saf alır gülün yanında,
Günahlar sorulur kula anında,
Seridir hesaplar hak divanında,
Ahrette sürülür hakkın sefası.

Yücedir mevlamın rahmeti yüce,
Baş pehlivan olsan güvenme güce,
Mevlayı sevenler zikr eyler gece,
Ahrette sürülür hakkın sefası.

Günahı sevabı tartan mizandır,
Mizanı düşünüp yanan yüz aktır,
Yüzü ak olana cennette haktır,
Ahrette sürülür hakkın sefası.

Ferit Battal



Ahsen Ahsen Uç Sen Gönül

Ahsen ahsen uç sen gönül.

Bülbül gibi yaralanma,
Ahsen ahsen uç sen gönül.
Gonca görüp pârelenme,
Ahsen ahsen uç sen gönül.

Bülbül gülün öz yârıdır,
Diken dalda gül hârıdır,
Gonca gülde sevdâlıdır,
Ahsen ahsen uç sen gönül.

Derdi olan yara kanar,
Bülbül gülde dostu anar,
Bir yâr seven yürek yanar,
Ahsen ahsen uç sen gönül.

Kuşlar dalda hay olurlar,
Gülü hârdan ayırırlar,
Kullar nefse pay olurlar,
Ahsen ahsen uç sen gönül.

Dala bir gün vurgun gelir
Cân veren Hakk cânın alır
Bülbül güllerde hay olur
Ahsen ahsen uç sen gönül.

Ferit Battal



Ahu Gözlerin

Ahu Gözlerin

Kirpikler hım hıma, kaşlar yay gibi,
Bu cana can verdi ahu gözlerin.
Cemalin ürüşan, doğan ay gibi
Bu cana can verdi ahu gözlerin.

Bir cemala meftun olan azar mı?
Celal kâsesini rafa düzer mi?
Cemaldan feyz alan yalnız gezer mi?
Bu cana can verdi ahu gözlerin.

Akmaya akmaya bulanır göze,
Ay güne sevdalı, bense bir yüze,
Cahil bir nâs ile, girilmez söze,
Bu cana can verdi ahu gözlerin.

Pehlivan olan kul nefsle güreşir,
Gece seyyah olup gülle birleşir,
Yara aşık olan yanar dolaşır,
Bu cana can verdi ahu gözlerin.

Ferit Battal



Akıtma Gözümden Yaşı

Akıtma gözümden yaşı

Akıtma gözümden yaşı,
Yüzüne kurban olduğum.
Bağrıma bastırma taşı,
Sözüne kurban olduğum.

Yâr seven yârdan kaçar mı?
Sensiz bu ömür geçer mi?
Kanatsız bülbül uçar mı?
Gözüne kurban olduğum.

Sen benim ilk baharımsın,
Nurlar saçan seherimsin,
Hem sevdalım hem yarimsin,
Özüne kurbar olduğum.

Beni terk eyleyip yakma,
Hıfz et bu gönlümü yıkma,
Günahkâr gömleyi takma,
Nazına kurban olduğum.

Ferit Battal



Aklı Olan Düşünür

Aklı olan düşünür

Görmez misin dünyada ay ile yıldızları,
Dağlar ile birleşen bu sınırsız düzleri,
Bahardan sonra gelen şu sımsıcak yazları,
Aklı olan düşünür hakikata ulaşır,
Hakikata ulaşan marifetle uğraşır.

Edep erkan bilenler yolda avare kalmaz,
Hakikatı bilen kul taşra yollara varmaz,
Nefse mağlup olanlar kendine hesap soramaz,
Aklı olan düşünür hakikata ulaşır,
Hakikata ulaşan marifetle uğraşır.

Marifete ulaşan hikmeti rehber kılar,
Hikmetten ders alanlar mevla yolunda dalar,
Hak yoluna varanlar mahlukattan eder ar,
Aklı olan düşünür hakikata ulaşır,
Hakikata ulaşan marifetle uğraşır.

Kulun kalbi hoş olur dosttan gelen kuvvetle,
Tek emri cana bedel gönlüm doldu rahmetle,
Rahmeti verir Rabbim sefa deil külfetle,
Aklı olan düşünür hakikata ulaşır,
Hakikata ulaşan marifetle uğraşır.

Ferit Battal



Al Ele Yâr Al Ele

Al ele yar al ele,
Yanan gönlümü bile.
Ben seni candan sevdim,
Düşürme beni dile.

Ferit Battal



Alana Sığın

ALANA SIĞIN

Behey gönül ne gezersin dîvâne,
Seni hâlden hâle salana sığın.
Evini tanıyıp dön sen yuvane,
Kâinatı yıkıp kalana sığın.

Serip serp eyledin saçın zülfünü,
Ağrı dağı çekmez senin yükünü,
Yâr sana bırakmaz bunca mülkünü,
Cân verip de cânı alana sığın.

Zaman bazen yahşi bazen yamandır,
Yaman günü yahşi eden Mevlâ’mdır,
Hak yolunun dört bir yanı çimendir,
Her şeyi noksansız bilene sığın.

Ellerin bağında durup eğleşme,
Yollar diken dolsa ümîdi kesme,
Bak gönül gözüyle yad ele düşme,
Mü’minin gönlünde kalana sığın.

Ferit Battal



Alemi Yıldırmış Hüsn ü Ziyası

Alemi Yıldırmış Hüsn ü Ziyası


Alemi yıldırmış hüsnün ziyası,
O elvan yanağa gül minasiptir.
Mahın on beşine benzir simasi,
O billur yanağa hal münasiptir.

Seni gören aşık böylece över,
Tamam bir busesi bin altın değer,
Kırk örgü saçların topuklar döver,
O sırma saçlara tel münasiptir.

Çok çektirdin bana âh ile zarı,
Ne güzel yaratmış Cenab-ı Bari,
Bin beş yüz altına elmas kemeri,
Zernişan kemere bel münasiptir.

Ne ararsız bilmem yolcu yolunda,
Vala gitti baştan kimler belinde,
Hayıf kalmış bir kadirsiz elinde,
Sana İrşad gibi kul münasiptir.


İrşadi Baba

Ferit Battal



Alim Hakk'ı Bulur Amma

Alim Hakk'ı Bulur Amma

Her an zikr eyle mevlayı atma kendini sefaya,
Daim yüzün güler amma göz yaşların sel olursa.
Hak kuluna hışm eylemez kul kendi düşer cefaya,
Nefsin seni dinler amma HAK'ka coşan dil olursa.

Kullara doğruyu söyle bir aybın özünü sorma,
Kulağını ver özüne, kendi nefsini hoş görme,
Bir canda noksan görsen de ört aybını yüze vurma,
Ağlayan kul güler amma özde yanan köz olursa.

Verilenin şükrünü bil atma kendini sefaya,
Uyma nefse atar seni ummadığın bir belaya,
Umudun kesme mevladan bağla kalbini esmaya,
Herkes sözü dinler amma gülde öten dil olursa.

İlimle kendine yön ver cehalette ısrar etme,
Cahil sana yön verirse söz verip de birlik gitme,
Hakka bağla şu kalbini yaprak gibi solup bitme,
Bir kul hakkı bulur amma ilmiyle amil olursa.
Ferit Battal

Ferit Battal



ALLAH Aşkına

ALLAH Aşkına

Mazlumun takatı, kalmadı dizde,
Dur diyecek yok mu, ALLAH aşkına.
Bir parça merhamet yoktur dinsizde,
Vur diyecek yok mu ALLAH aşkına.

Kardaş kardaşını arar bu günde,
Zülme boyun eğmek var mıdır dinde,
Küçücük yavrular öliyor günde,
Dur diyecek yok mu ALLAH aşkına.

Filistin ağlıyor kan dolu gözde,
Bu gün sıra onda yarınsa bizde,
Merhamet duygusu kalmadı özde,
Vur diyecek yok mu ALLAH aşkına.

Arkası o büyük gavura yaslı,
Ku' ran naletliyor böyle bir aslı,
Hayvandan şedittir Yahudi nesli,
Dur diyecek yok mu ALLAH aşkına.

Osmanlı yoktur ki çevirsin çarkın,
Herhalde kıyamet olmuştur yakın,
Sanırım mahşere kalacak hakkın,
Vur diyecek yok mu ALLAH aşkına.

Bu zaman ahirdir bu milet geda,
Şahadet uğruna bu canım feda,
Emaneti hakka eğleriz eda,
Dur diyecek yok mu ALLAH aşkına.

Ferit Battal



Allah De Sen

ALLAH DE SEN

Bu dünyâda kalmaz malın,
Zikr et Allah Allah de sen.
Verme yele bütün ânın,
Zikr et Allah Allah de sen.

Canana canını bağla,
Bu gözlerin ıslat ağla,
Coşkun sular gibi çağla,
Zikr et Allah Allah de sen.

Özünden kesme selamı,
Oku öğren Hakk kelâmı,
Tefekkür et bu âlemi,
Zikr et Allah Allah de sen.

İlminle sen mağrur olma,
Gafil olup dehre dalma,
Seytânı bil enîs kılma,
Zikr et Allah Allah de sen.

Kalbinde bil ol mihmanı,
Ruhunla oku Kur’ân’ı,
Zay eyleme bütün ânı,
Zikr et Allah Allah de sen.

Hakk’a kul ol ruhun yorma,
Hayvan gibi hisse dalma,
Uyanık ol habda kalma,
Zikr et Allah Allah de sen.

Âşık ol ki bu dünyâda,
Gel kulum desin kübrada,
Rezil etmesin uhrada,
Zikr et Allah Allah de sen.

Ferit Battal



Allah Der

ALLAH der

Yapraklar yeşerip tomurcuk açsa,
Bülbüller güllere konar Allah der.
Mevlayı sevenler hak yolu seçse,
Yara âşık olan yanar Allah der.

Lale reyhasını köküne saçar,
Virane yerleri baykuşlar seçer,
Yara aşık olan kendinden geçer,
Aşk ehli maşuğu anar Allah der.

Kul olan kulluğun özünü yaşar,
Şerden elin çeker hayıra koşar,
Ruh şeyda olunca çağlayıp coşar,
Aşkından aşk ehli döner ALLAH der.

Ferit Battal



Allah Deyu

Allah Deyu

Canan için coşan canlar,
Yaşar Allah Allah deyu.
Şah damardan akan kanlar,
Coşar Allah Allah deyu.

İnanan hakka baş eğer,
Her zaman nefsini döver,
Bütün mahlukatı sever,
Yaşar Allah Allah deyu.

Bulutlar semada coşar,
Çağlayarak arza düşer,
Dört enasır birlik yaşar,
Coşar Allah Allah deyu.

Nehirler hû diye çağlar,
Hakkı tesbih eder bağlar,
Mevlayı zikr eder dağlar,
Yaşar Allah allah deyu.

Sular Allah deyu çağlar,
Bülbül gül bağında ağlar,
Seveni göz yaşı dağlar,
Coşar Allah Allah deyu.

Ferit Battal



Allı Turnam

Allı Turnam

Çok zamandır gözüm kaldı yollarda,
Allı turnam yârdan haber al da gel.
Sevdamız duyuldu gurbet ellerde,
Allı turnam yârdan haber al da gel.

Bizim elde doğan yosma güzeldir,
Hazan vurup solan yeşil gazeldir,
Yar aşkıyla yanan bir kalp özeldir,
Allı turnam yârdan haber al da gel.

Sevda türküleri yanık söylenir,
Eşsiz kalan bir kul yanlız boylanır,
Seven gönül başka yârdan huylanır,
Allı turnam yârdan haber al da gel.

Kalbi yanan bir can yara küser mi?
Yâr aşk ile yanan bir can üzer mi?
Candan seven gönül yalnız gezer mi?
Allı turnam yârdan haber al da gel.

Ferit Battal



Allı Turnam Yârdan Haber Al Da Gel

Allı Turnam Yârdan Haber Al Da Gel

Çok zamandır gözüm kaldı yollarda,
Allı turnam yârdan haber al da gel.
Sevdamız duyuldu yaban ellerde,
Allı turnam yârdan haber al da gel.

Hazan vurup solan yeşil gazeldir,
Yâr aşkıyla yanan bir kalp özeldir,
Bizim elde doğan yosma güzeldir,
Allı turnam yârdan haber al da gel.

Seven gönül başka yârdan huylanır,
Sevda türküleri yanık söylenir,
Bir yâr sevmeyen kul yanlız boylanır,
Allı turnam yârdan haber al da gel.

Kalbi yanan bir can dosta küser mi?
Yâr aşk ile yanan bir can üzer mi?
Candan seven gönül yârdan bezer mi?
Allı turnam yârdan haber al da gel.

Ferit Battal



Alma Benim Âhım Yakar

Alma Benim Âhım Yakar

Ben bir yaralı ceylanım,
Alma benim âhım yakar.
Dertli akan bir seyhanım,
Alma benim âhım yakar.

Hû çektikçe han yıkarım,
Ilgın görme sert akarım,
Boynuna zinir takarım,
Alma benim âhım yakar.

Cânlıyam canbaz değilem,
Kemâlsız gammaz değilem,
Sen gibi yangaz değilem,
Alma benim âhım yakar.

Mecnûn’um Mevlâ elinden,
Neşteri aldım gülümden,
Çok çile çektim yelinden,
Alma benim âhım yakar.

Sanma Tevhîd’i sen bî-cân,
Sâhibim var cânda cânân,
Hakk rehberim yüce Kur’ân,
Alma benim âhım yakar.

Ferit Battal



Amenna

Amenna

Ey rahmetenlil alemin,
Biz sana yandık amenna.
Bu can kulundur ma'lumun,
Biz sana kandık amenna.

Mümin zikr eyler ismini,
Ruhen tasdık ettik seni,
Her canlının sonu fani,
Biz sana kandık amenna.

Şehide kefen sarılmaz,
Zikirsiz hakka varılmaz,
Allah diyen kalp yorulmaz,
Biz sana yandık amenna.

Verme cefayı bu cana,
Tevhitle geldik imana,
Bu canım kurbandır sana,
Biz sana kandık amenna.

Ferit Battal



Amman ALLAH'ıhım Aman /SEN KORU

SEN KORU

Vatanımın üstünde kara bulut dönüyor,
Amân Allah’ım amân sen koru devletimi.
Gönüllerdeki sevgi bir mum gibi sönüyor,
Amân Allah’ım amân sen koru milletimi.

Yüzlerde tebessüm yok sanki bu nâs derbeder,
Bir muhabbet yeriydi gönüller doldu keder,
Rezalet arşa vardı millet çok çekti yeter,
Amân Allah’ım amân sen koru devletimi.

Maddeler ilâh oldu bazı fertler gözünde,
Derin bir üzüntü var insânların yüzünde,
Bir ıstırap hissi var milletimin özünde,
Amân Allah’ım amân sen koru devletimi.

Mukaddes değerlere pek önem verilmiyor,
Dört bir yanda tuzak var hiç biri görülmüyor,
Bu gidişin önüne bir engel gerilmiyor,
Amân Allah’ım amân sen koru devletimi.

Mübahlar harâm oldu harâmlar sanki mübah,
Gündüzler gece oldu gecelerse bir sabah,
Bu güzel milletimin kalpleri doldu veba,
Amân Allah’ım amân sen koru milletimi.

Ferit Battal



Ana

Ana

Yüzümün gülmesi senin dilinde,
İstersen bu canı vereyim ana.
Rızayı kazanmak senin elinde,
Öl de sen yolundaöleyim ana.

Anam diye gözden yaşı dökeydim,
Dizinin dibinde boyun bükeydim,
Ayağa giydiğin mesi çekeydim,
Rızayı duanla bulayım ana.

Ananın yoluna bir baş serilir,
Ah çekerse ana evlat delirir,
Ana rızasına bin can verilir,
İste sen bu canı vereyim ana.

Rızayı almadan hakka varılmaz,
Anayı sevene sual sorulmaz,
Yâr bulunur amma ana bulunmaz,
Sen dile cennete gireyim ana.

Ferit Battal



Anam

ANAM

Kınayı yakma anam,
Kalbimi yıkma anam.
Ben bir güzeli sevdim,
Başka yâr bakma anam.

Yârimi bağda gördüm,
Bu canı ona verdim,
Cananı candan sevdim,
Kınayı yakma anam.

Ömür erken bitiyor,
O yâr elden gidiyor,
Sevdâm câna yetiyor,
Başka yâr bakma anam.

Yüzünü görüp yandım,
Mâh cemâlina kandım,
Aşka düştüm dağlandım,
Kınayı yakma anam.

Yârim ince bellidir,
Sanki dudu dillidir,
O yâr Bayburt gülüdür,
Kalbimi yakma anam.

Ferit Battal



Ara Kendinde

Ara Kendinde

Ne ararsın be hey gönül,
Ara kendinde kendinde.
Azrail alir cânları,
Sıra kendinde kendinde.

Vaktini sen boşa verme,
Bağda dikenleri derme,
Elde kötülüğü görme,
Tara kendinde kendinde.

Cân veren Hakk cânın alır,
Kara toprak yerin olur,
İhtiyarlık sere gelir,
Yara kendinde kendinde.

Miskin tevhid sen neylersin,
Nefsine hizmet eylersin,
Dertliye dâva söylersin,
Sar’a kendinde kendinde.

Ferit Battal



Arar Efendim

Arar Efendim

Bir lezzet almadım dünya tadından,
Derde düşen derman arar efendim.
Ben bıktım usandım bu boş yurdundan,
Derde düşen derman arar efendim.

Milleti soyanlar rahat yatiyor,
Bir kardeş kardeşi pula satiyor,
Kalpler zifir doldu sevgi bitiyor,
Derde düşen derman arar efendim.

Hırsız sarhoş sardı bütün her yanı,
Bu an söz sahibi oldu Süryani,
Zehri zukkum doldu kulun her anı,
Derde düşen derman arar efendim.

Gençler ilah diyor şimdi hanıma,
Gelin hörmet etmir güzel anama,
Faiz riba girdi temiz kanıma,
Derde düşen derman arar efendim.

Tevhit'im derdimi kime anlatam,
El bırakmır rahat evimde yatam,
Vatan bayrak için can verdi atam,
Derde düşen derman arar efendim.

Ferit Battal



Aşık Ol / Gizlidir

Dilde dildare aşık ol
Dile dildarın gizlidir
Mihmandar ol maşuki gör
Her şeyde mihman gizlidir

Aşık ol, candaki cana
Yandura seni hicrana
Bıraka halilü nara
Ateşi gülşan gizlidir



Ağlar baba

Ferit Battal



Aşıklar Hep Zara Dalmış

Aşıklar Hep Zara Dalmış

Aşıklar hep gama dalmış,
Miskin kullar kârda gönül.
Gül yolunu diken sarmış,
Sevdalılar darda gönül.

İman kalpte değil dilde,
Reyha olmaz suni gülde,
Merhamet kalmadı kulda,
Şu nâs şimdi kor da gönül.

Kullar düştü mal hayına,
Mü'minler geldi oyuna,
Devleti soyan soyana,
Müslümanlar zorda gönül.

Nefsim uyan gafil olma,
Uyanık ol 'hab'da kalma,
Dünya 'heva' sına dalma,
İnananlar kârda gönül.

Ferit Battal



Aşk Ateşi Dağlamadan Kalbimi

Aşk Ateşi Dağlamadan Kalbimi

Aşk ateşi dağlamadan kalbimi,
Göz yaşlarım sel olmadan gel gülüm.
Taç eyledim resmin olan albümi,
Sevdan bana el olmadan gel gülüm.

Unuttun mu su aldığın çeşmeyi,
Yarsız yiyemirem bir tek lomayı,
Her kul sever soylu olan yosmayı,
Göz yaşlarım sel olmadan gel gülüm.

Gönül yarasının merhemi olmaz,
Gonca gül solsa da kuşburnu solmaz,
Sevdasız dilberden bir hayır gelmez,
Sevdan bana el olmadan gel gülüm.

Ferit Battal



Aşkın Közünden Gelir

Aşkın Közünden Gelir

Ölümde ayrılık var hasretlikte göz yaşı,
Yâr için akan yaşlar aşkın közünden gelir.
Yâra aşık olandan eksik olmaz göz yaşı,
Yâr için akan yaşlar kalbin özünden gelir.

Aşk nehrine dalanın noksan olmaz yarası,
Can özünden yananın yarân olur çaresi,
Yârdan ayrı düşenin dağlar olur karyesi,
Yâr için akan yaşlar kalbin özünden gelir.

Seven yâra gül demez gülün ömrü az olur,
Aşk ehli ağlar amma yâr ağlasa söz olur,
Yârdan gelen bir ateş kalbe düşse köz olur,
Yâr için akan yaşlar yârin özünden gelir.

Ferit Battal



Ata Dizgin Vurmuşlar

Ata Dizgin vurmuşlar

Bu ne biçim yarışmabu ne biçim bir değer,
Ata dizgin vurmuşlar çulu etmişler eyer.
Değerler cebe dolmuş gerisi çıkar meğer,
Hep yarışlar böyleyse vay haline kır atın.

Orda okuduklarım dize değil bir yorum,
Yazmayı bilmem amma yazılanı okurum,
Yamamayı dikmem amma bir halıyı dokurum,
Hep yarışlar böyleyse vay haline kır atın.

Girdim birin özüne her harfini okudum,
Baş harfinden başlayıp tüm harfleri dokudum,
İlmeyi kopuk buldum o noktaya lâ koydum,
Hep yarışlar böyleyse vay haline kır atın.

Etme be can kardeşim paslı bıçak bileme,
Elini kalbine koy kuldan aman dileme,
Rüzgâr cok sert esince tozlu bir yol çileme,
Hep yarışlar böyleyse vay haline kır atın.

Cirit atmadım fakat atana puan verdim,
Şair değılim amma irşadla ekmek yedim,
Kalem tutmadım amma tutana üstad dedim,
Hep yarışlar böyleyse vay haline kır atın.

Ferit Battal



Atamdan Beri

Atamdan Beri

Bayrağım dalgalanir ta semalarda,
Hür doğduk dimdikiz, Ademden beri.
Al kanlar zikr edir, şah damarlarda,
Güçlendik dimdikiz Atamdan beri.

Bu elde yaşadık burda çürürüz,
Bir avuç toprağa bin can veririz,
Vatanın uğruna her an ölürüz,
Hür doğduk dimdikiz, Ademden beri.

Şehidler üstüne kefen sarılmaz,
Eroğlu erlere hesap sorulmaz,
Cepheden cepheye koşan yorulmaz,
Güçlendik dimdikiz, Atamdan beri.

Süt emen çocuğun yüzü tüysüzdür,
Vatana ihanet eden soysuzdur,
Adilin vurduğu ipler yaysızdır,
Güçlendik dimdikiz, Ademden beri.

Ferit Battal



Atamiram Ki

Atamiram Ki

Gündüz hayalimden gece rüyamdan,
Sevdayı kalbimden atamiram ki.
Başka bir sevgili yoktur dünyamda,
Ben yârsız yalnız yatamiram ki.

Seveni sevene kavuştur ALLAH,
Ben yârimi candan çok sevdim vallah,
Sevdası gönlümde nakışlı billah,
Ben yÂri kalbten atamiram ki.

Ezelden yâr seven bir yara alır,
Sevdayla yananlar yârini bulur,
Cananı sevmeyen kul naçar kalır,
Ben yârsız yalnız yatamiram ki.

Ferit Battal



Ateş düştü özüme

Ateş düştü özüme

Ateş düştü özüme,yakan el düşman eli
Her yanım yara dolu,yar yara bildiğince
Mil çektiler gözüme, bu gönlüm yara seli
Her yanım hicran dolu, ar ara bildiğince

Alıştık biz bir kere, bu çileli yollara
Taş gibi yuvarlayıp,yana atan sellere
Dertten derde salarak, yada satan ellere
Çileyle olduk kardaş, vur vura bildiğince

Dağların doruğunun, belli olurmu yazı
Gönül dertle doluysa, ğama düşürmez sızı
Dert üstüne dert dolu, dertler pişirdi bizi
Taş doldurdum kalbime, kır kıra bildiğince

Ferit Battal



Atışma

Atışma

AŞK

Ateşsiz dumansız yanan çok amma,
Kerem’i kor edip yandıran başka.
Herkeste var aşk denilen muamma,
Aslı’yı aslına döndüren başka. Aşık Rifat KURTOĞLU
x

Ilgıt ılgıt eser seher yelleri
Dalında salınır nazlı gülleri
Yar aşkına düşen aşar illeri
Gönlünü sevdaya bandıran başka.........Melahat TEMUR


Hatiranla dolu köşem bucağım
Ana gibi özlem çeker kucagim
Böyle giderse bak çok yanacağım
Var mı bu ateşi söndüren başka... Zaralı Turan

Çalınır sazlar gayri her telden
Okunur şarkılar gayri her dilden
Yürekler tutuşur ne gelir elden
Bülbülü güllere konduran başka. Melahat TEMUR

Gönül dur şahlanma o vefasıza
Allahsıza kitapsıza kansıza
Sen meylini verdin amma bir kıza
Seni aşk atından indiren başka.. Ozan Şerafettin Hansu..Almanya

Kendim sıladayım yar gurbet elde,
Adını sayıklar gezerim dilde,
Birkaç mesajınan gâh ayda yılda,
Bağrımda sızımı dindiren başka. Aşık Rifat KURTOĞLU

Aşk mayası katılınca fikrime
Dumansız bir ateş düşer gönlüme
Sözüm geçmez olur benim kendime
Aklımı fikrimi donduran başka Şair Yusuf Değirmenci

Acem güzelinin sözü hoş olur,
Sarışınla esmer güzel eş olur,
Candan seven kulun gözü yaş olur,
canana can verip yanan bir başka........ tevhit

Yükseklerde inan benim gözüm yok
Sana söyleyecek gayrı sözüm yok
Sevme artık beni buna luzum yok
Var mı beni senden kandıran başka....Zaralı Turan

Yanmasın bu gönlüm aşkın oduna
Mahmur o gözlerin gelir yadıma
Türküler çağırma benim adıma
Bu aşkı gönlüne sindiren başka......Melahat Tem...

Yarsız bir ocağın dumanı tütmez,
Her dert biter amma yâr derdi bitmez,
Kalpteki sevdayı atsan da gitmez,
Gönül ateşini yanduran başka.......tevhit................

Kimi sevda bilmez, gider hevaya
Kimi aşkı uçmak, sanır havaya
Kimi dertlerinden kaçar Mevla'ya
Derdi dert üstüne bindiren başka....Tayyar YILDIRIM

Yanmışım bacamdan dumanım tüter
Bilirsin ölmüşe kâr etmez eter
Şimdikişu halim beter mi beter
Beni yakan başka söndüren başka..........Erol Duran

Ferit Battal



Atma Beni

ATMA BENİ

Ehsenü nara düşürdü bir bülbülün feryâdı,
Ben güle yanıp tutuştum yâd ele atma beni.
Bu gönlümden ayrılmıyor gonca gülün şerbeti,
Ben güle yanıp tutuştum yâd ele atma beni.

Nur cemâle meftûn oldum atmadı el yadına,
Bu sinem yanıp tutuştu bir güzelin adına,
İşrakı yaktı özümü bıraktı gül harına,
Ben güle yanıp tutuştum yâd ele atma beni.

Gül bağına girmeyen kul bilmez gülün yerini,
Gül dalında bülbül olan duyar zarını zârını,
Yaratana meftûn olan yıkar gönül varını,
Ben güle yanıp tutuştum yâd ele atma beni.

Nefsine sâhip olanlar beklemez kul methini,
Bir dost bağında içtim bu kalbin şerbetini,
Mevlâ’ya kalpten yanan yıkar şan şöhretin,i
Ben güle yanıp tutuştum yâd ele atma beni.

Ferit Battal



Ayağını Çok Uzatma

Ayağını çok uzatma üşür hasta olursun,
İsraf etme malını bir gün mağdur kalırsın.

Ferit Battal



Aynalar

AYNALAR
Aynaya baktım ki mazim bende mi?
Tenimi buruşuk verdi aynalar.
Yüzüme baktım ki gençlik tende mi?
Cemalım karışık verdi aynalar.

Yoruldum dünyâda hor göreni çok,
Yaşlılık bu muydu etti beni şok,
Tutmuyor kollarım dizimde fer yok,
Maziyi önüme döktü aynalar.

Yaprağım sarardı beklirem güzü,
Hakikat ortada kalp doldu sızı,
Bu benzim sararmış ölüme razı,
Tenimi buruşuk verdi aynalar.

Bu ömür ne kısa ey yüce şahım,
Affeyle ahrette benim günahım,
O kabrin darında aydın et râhım,
Tenimi buruşuk verdi aynalar.

Ferit Battal



Ayrım Yapanların

Ayrım Yapanların

Mahşerde yüzü gülmesin,
Dinde ayrım yapanların.
Soyunda bir can kalmasın,
Dinde ayrım yapanların.

Hep ağlasın hiç gülmesin,
Derdine derman bulmasın,
Başında tek tel kalmasın,
Dinde ayrım yapanların.

Ömrü hiç sefa görmesin,
Bahçesinde gül dermesin,
Çektiği cefa dinmesin,
Dinde ayrım yapanların.

Elini göğsüne çalsın,
Gözlerine ateş dolsun,
Münafıklar dostu olsun,
Dinde ayrım yapanların.

Ferit Battal



Bağışla Beni

Bağışla Beni

Bir kuru sevdayla yanıp bitersem,
Kerem et sevdiğim bağışla beni.
Bu kara sevdadan ölüp gidersem,
Kerem et sevdiğim bağışla beni.

Seviyorum diyen sevda bilmiyor,
Sevdalılar bir birini almıyor,
Solgun düşmüş al yanaklar gülmüyor,
Kerem et sevdiğim bağışla beni.

Gerçek seven düşer aşkın narına
Gülden başka bir söz demez yârine,
Âşıklar yalvarır aşk didarına,
Kerem et sevdiğim bağışla beni.

Ferit Battal



Bakma Peşimden

Bakma Peşimden


Açmış pencereyi bakir peşimden,
Ben yâra aşığım yâr bana küskün.
onun için oldum, bu göz yaşımdan,
Ben yâra aşığım yâr bana kırgın.

Sahipsiz bir hanın tütünü tütmez,
Seven sevdiyine böyle naz etmez,
Sevdan hep böyleyse bu bana yetmez,
Ben yâra aşığım yâr bana dargın.

Ben yârimi sevda ile beslerdim,
Saçlarını gümüş telle süslerdim,
Bir laf desem bin elekle elerdim,
Ben yâra aşığım yâr bana küskün.

Dar kabirdir iki cihan arası,
Dertli bir faninin sızlar yarası,
Ölüm denen emrin yoktur çaresi,
Ben yâra aşığım yâr bana kırgın.

Ferit Battal



Bana Ne

Bana Ne

Bülbül feryat etmez bad i dalda,
El bağında öten dilden bana ne.
Dereler coşiyor bulanık halde,
Her tarafı yıkan selden bana ne.

Lale boynun bükmüş güle yalvarir,
Haramzâde kullar mala ser verir,
Şükürsüz abdallar pula can verir,
Dinini bilmeyen kuldan bana ne.

Dünyada çoğaldı mezarlık soyan,
Haram yiyip bir tek yalakta doyan,
Yalakalık yapıp el ayak yuyan,
Soysuzluğu seven kelden bana ne.

Makasla yontirlar sırma saçları,
Cımbızla aldılar çatma kaşları,
Temelden çaldılar ağır taşları,
Haramla toplanan maldan bana ne.

Ferit Battal



Bari

Asıl asildır amma usûlsüz kemâl bulmaz,
Usûlsüz bir asıldan insâna hayır gelmez.



BARİ

Muhabbet dilimde kalbim virân,
Nurunla besleyip üz beni bari.
Bu nefse uyarak oldum dîvâne,
Sevdânı gönderip süz beni bari.

Ağlarım bu elde ben zârı zârı,
Perişan hâlime güldürme bari,
Rûhumun sevdâsı gönlümün nûru,
Ebedî, dünyâda çöz beni bari.

Altını ellere pul bana takma,
Beşer bir insânım kalbimi yıkma,
N’olur bu kulunu mahşerde yakma,
Kıtmir et kapına yaz beni bar.i

Tevhîd’im ecrini yükleme bana,
Ölmeden bu elde kul olum sana,
Doldur ki sevdânı bu kalbim yana,
Sadece bu elde üz beni bari.

Ferit Battal



Başa Vermesin

BAŞA VERMESİN

Ellisinden sonra bir hanım aldım,
Allah böyle avrat başa vermesin.
Yedi bedenimi bî-mecal kaldım,
Allah böyle avrat başa vermesin.

Hasta olsam bir kez derdimi sormir,
Yanına otursam hiç yüzü gülmir,
Akşam olir sıcak aşımı vermir,
Allah böyle avrat başa vermesin.

Ne gülir ne ağlır birden çemkirir,
Komşuyu kandurir köyü gezdürir,
İnekleri sağmir her gün emzirir,
Allah böyle avrat başa vermesin.

Sorıram söylemir gerçek yaşını,
Kızınca gösterir keskin dişini,
Durmadan meth edir eski eşini,
Allah böyle avrat başa vermesin.

Ne'dem başa geçti alın yazısı,
Her bir şeyi aldım bitmir arzusu,
Sanki kadın değil kurdun yavrusi,
Allah böyle avrat başa vermesin.

Ferit Battal



Başım Üstüne

BAŞIM ÜSTÜNE

Ne emîr eylersin başım üstüne,
Her şeyin yahşidir yâr benim için,
Bir sevdâ yükledin kırık keştîme,
Her emrin yahşidir yâr benim için.

Nara girmeyince işlenmez demir,
Bazı sırrı esrâr eylenmez ta’bir,
Ölmeden bizlere zor gelir kabir,
Her emrin yahşidir yâr benim için.

Seven sevdiğine hiç cefâ vermez,
Kemlik dolan gözler hakikat görmez,
Kudretin yücedir çok akıl ermez,
Her emrin yahşidir yâr benim için,

Derler ki dertlinin ömrü az olur,
Sızlayan yüreği yakan köz olur,
Bir lafza anlatsa elde söz olur,
Her emrin yahşidir yâr benim için.

Ferit Battal



Başında Al Yeşil Valalı Dilber

Başında Al Yeşil Valalı Dilber

Başında al yeşil valalı dilber,
Gözlerin divane eyledi beni.
İster azad et istersen gül ver,
Sözlerin divane eyledi beni.

Yâr sevene yâr cemali sorulmaz,
Mecnun olan aşk bağında yorulmaz,
Bir yâr seven gonca gülden ayrılmaz,
Yar sevdan divane eyledi beni.

Sevdayı gönüle veren Erham,dir,
Keremin verdiği kula ikramdır,
Bir güzele gönlü açmak merhemdir,
Gözlerin divane eyledi beni.

Ferit Battal



Başka

Başka

Seven kulda sevda izleri kalır,
Gönlün ateşiyle yanan iz başka.
Cananı sevmeyen bi-naçar kalır,
Yusuf'un kalbini çalan kız başka.

Sarışınla esmer güzel eş olur,
Acem güzelinin sözü hoş olur,
Candan seven kulun gözü yaş olur,
Mecnun'la Leyla'da olan naz başka.

Yarsız bir ocağın dumanı tütmez,
Her dert biter amma yâr aşkı bitmez,
Kalpteki sevdayı atsan da gitmez,
Züleyha'yı aşkla yakan köz başka.

Her kulun kaderi bahtı yazılı,
Ayaz vurup yakar yeşil gazeli,
Bağlarda yetişir gülün güzeli,
Bir kulun bağrını yakan söz başka.

Ferit Battal



Bayburt Destanı

BAYBURT DESTÂNI

Gönlümde sevdâsı derin şehrimin,
Esrârı hikmetle dolusun Bayburt.
Kaynağı kevserdir Çorûh nehrinin,
Milletin medâri ilisin Bayburt.
Cennetin misâli kolusun Bayburt.

Dağına yaylana menend bulunmaz,
Lalesiz durulur sensiz durulmaz,
Güldeki şebnemin her yerde olmaz,
Bülbülün demevi gülüsün Bayburt.
Şâirin sevdâsı dilisin Bayburt.

Hak için cân verdi halkın cümlesi,
Sendeki gazîler mertlik belgesi,
Yaradan yaratmış kudret beldesi,
Yiğitler otağı yolusun Bayburt.
Fakîrin yatağı unusun Bayburt.

Şühedâ kanıyla yundu toprağın,
Koptaki şehîdin kanı bayrağın,
Uğrasa nâ-mertler solmaz yaprağın,
Şehîtler diyarı elisin Bayburt.
Târihin sancağı şanısın Bayburt.

Sana sâhip olur güzelim dağlar,
Bülbüller sevdâlı gülüne ağlar,
Samyeli esse de bozulmaz bağlar,
Velîler mekânı hanısın Bayburt.
Tevhît’in damarı kanısın Bayburt.

Ferit Battal



Bayburtlu Zihni'ye Nazire

Bayburtlu Zihni'ye Nazire

Viran olmuş bizim elin bağları,
Bülbül gitmiş ıssız kalmış otağı.
Yad elinde kalmış yüce dağları,
Güller solmuş renksiz kalmış ocağı.

Hakkı hak bilenler harında durgun,
Gül bağında koşan sakiler yorgun,
Kullar sarhoş olmuş mecaza vurgun,
Gama tebdil olmuş merhamet çağı.

Sevda bağlarını dikenler sarmış,
Sevdalılar can dostuna darılmış,
Seven sevdiğinden küsüp ayrılmış,
Marlar bağı yarmış yıkmış ocağı.

Candan seven güzel canana ağlar,
Yaylalar solsa da yücedir dağlar,
Yorgun düşen Çoruh gün olur çağlar,
Baykuşlar yurdumdan çekse ayağı.

Ferit Battal



Baykuşlara Mekan Ettin Sen Köyü

Baykuşlara Mekan Ettin Sen Köyü

Neden terk eyledin köy ve kentini,
Baykuşlara mekan ettin sen köyü.
Yıktın Aşukka'nın büyük bendini,
Sarhoşlara mekan ettin sen köyü.

Loru'nun nufusu kendine yetir,
Cenci göçü tutmuş muhacir gidir,
Aşukka köyündekargalar ötir,
Baykuşlara mekan ettin sen köyü.

Baraj gelip ak toprağı sarınca,
Sağ cebiniz üçbeş kuruş görünce,
Devlet size yüklü para verince,
Sarhoşlara mekan ettin sen köyü.

Hanzarlı güvenir bey ağasına,
Güçlüyü kurmuşlar dağ arasına,
Kullar muhtaç kaldı dost duasına,
Baykuşlara mekan ettin sen köyü.

Köyünüz on hane otuz beş nufus,
Komşuluk kalmamış her yeri hapis,
Halka tahsil sordum cümlesi mebus,
Baykuşlara mekan ettin sen köyü.

Galayamaç dayımgilin kalesi,
Ayleden ayrılmaz oğul balası,
Dert çekmeyen kulun olmaz yarası,
Sarhoşlara mekan ettin sen köyü.

Ferit Battal



Belli Değil

Belli Değil

Sarraf olmayanlar altın satıyor,
Zarar belli değil, kar belli değil.
Bazı acemiler silah atıyor,
Hedef belli değil iz belli değil.

Göz vardır ki bir cemale hayrandır,
Göz vardır ki sevdalıya kurbandır,
Bir gözde var dert ettiği sultandır,
Kalben yansa bile köz belli değil.

Gönül var ki bir cihanı feth eder,
Gönul var ki sevdasını yâd eder,
gönül,de var şerri, başta tac eder
Yanlış kapı çalmış öz belli değil.

Hakka sevdalıyı maşuk yoramaz,
Çok insan var dosta hatır soramaz,
Her el sazı aşık gibi çalamaz,
Bu an dertli çalan saz belli değil.




tevhit
========================================
** YANITLANAN MESAJ ********************
========================================
Gönderen: aşık kurtoğlu
Alan: Tevhit
Tarih: 01.05.2009 20:12:00
Konu: Yn: Yn: [dunya-sairler-b..] 4 - (Karşılıklı Aşık Atışması)
-
========================================
** YANITLANAN MESAJ ********************
========================================
Gönderen: Tevhit
Alan: aşık kurtoğlu
Tarih: 01.05.2009 20:11:00
Konu: Yn: [dunya-sairler-b..] 4 - (Karşılıklı Aşık Atışması)
-
Çok konuşan sözü akla danışmir,
Kelam beli değil laf belli değil.
Cahil kullar tefekkürle çalışmir,
Kemal belli değil iş belli değil.

tevhit
========================================
** YANITLANAN MESAJ ********************
========================================
Gönderen: aşık kurtoğlu
Alan: (grup üzerinden) Tevhit
Tarih: 01.05.2009 19:59:00
Konu: [dunya-sairler-b..] 4 - (Karşılıklı Aşık Atışması)
-
4 - (Karşılıklı Aşık Atışması)

Aşık Zorani

Akıl almaz oldu kafa karıştı,
Derman belli deği dert belli değil…
Çıkar için tilki tazı barıştı,
Koyun belli değil kurt belli değil….

Aşık Kurtoğlu

Maskeler takıldı yüzler değişti,
Kirpik naylonlaştı gözler değişti,
Ağız “basur” oldu sözler değişti! ,,
“Yemin” belli değil ”şart” belli değil…

Aşık Cefai

Yalanmaktan kalaylandı çanaklar,
Kovanlara üşüşeli sinekler,
Döne döne kirman oldu dönekler,
Karın belli değil sırt belli değil…

Aşık Zorani

Zorani tosunu güder düveler,
“Benlik” eker ”benlik” biçer davalar,
Bizden kopya çekse gerek havalar!
Nisan belli değil mart belli değil….

Aşık Kurtoğlu

Kurtoğlu’m kalmadı çıkarsız selam,
Nafile kelamdır gafile kelam,
İnsanoğlu oldu çıktı bir alem,
Namert belli değil mert belli değil..

Aşık Cefai
Cefai haramla dolarken küpler,
Üçkuruşa adam doğrar kasaplar,
Hesaplardan aciz bütün hesaplar,
İki belli değil dört belli değil…...
................

Ferit Battal



Ben Bir Güle Aşığım

Ben Bir Güle Aşığım

Her yanım dertle dolu sol yanımda yara çok,
Ben bir güle aşığım o gül ele sevdalı.
Bu gönlüm hicran yüklü kaldıracak gücüm yok,
Ben bir güle aşığım o gül ele sevdalı.

Tükendi bitti gücüm tutunacak dalım yok,
Nur çekildi gözümden Haktan gayri dostum yok,
Harman oldu hayatım yabayla savuran yok,
Ben bir güle aşığım o gül ele sevdalı.

Kocaldı bu bedenim vardım elli yaşına,
Ben oyara dargınım o yar çıktı karşıma,
Yoksul düştüm yoruldum neler geldi başıma,
Ben bir güle aşığım o gül ele sevdalı.

Ferit Battal



Ben Deme

Alim olsan ben deme,
Hakka kilit vurursun.
Doğruyu sınırlayıp,
Boşa kendin yorarsın.

Ferit Battal



Ben Derdimi Açıp Serdim

Ben Derdimi Açıp Serdim

Ben derdimi açıp serdim,
Kardaş oldu acı bana.
Bu gönlüme perde gerdim,
Sırdaş oldu acı bana.

Yanıma bir kul gelmiyor,
Dostlar halimi sormiyor,
Derdimi dağlar dinliyor,
Yoldaş oldu acı bana.

Sel suyu yıktı bendimi,
Kula açmadım derdimi,
Yollara sundum kendimi,
Candaş oldu acı bana.

Dalım budağım kırıldı,
Ruhum çok erken yoruldu,
Tenim kefenle sarıldı,
Gardaş oldu acı bana.

Ferit Battal



Ben Hep Seni Düşünirem

Ben Hep Seni Düşünirem


Yağmurların yağdığında,
Ben hep seni düşünirem.
Güneş nûrla doğduğunda,
Ben hep seni düşünirem.

Gece ile gündüzlerde,
Secdeye varan yüzlerde,
Gökyüzünde yıldızlarda,
Ben hep seni düşünirem.

Çiçek açan topraklarda,
Yeşeren tüm yapraklarda,
Hakk’a varan dergâhlarda,
Ben hep seni düşünirem.

Sana yücelen ellerde,
Gülde öten bülbüllerde,
Hakk’ı zikr eden dillerde,
Ben hep seni düşünirem.

Ferit Battal



Ben Katre Katre Yaşlar Döküp Seni Ararken

Ben Katre Katre Yaşlar Döküp Seni Ararken

Ben katre katre yaşlar döküp seni ararken,
Sen gezdiğin yerlerde eski yarini sordun.
Ben ıssız duraklarda yalkı ekmek dürerken,
Sen gezdiğin kırlarda beni hayırsız andın,

Kader kurbanı derim sana sırdaş olana,
Derdine dert arayıp sırlarını verene,
Hakkımı helal etmem hatırını sorana,
Sen bu güzel dünyada benim ruhumu yordun.

Yare kavuşmak için saçın yolup dövünme,
Vezir kızı olsan da esaletle övünme.
Ben bir kader kurbanı oldum diye sevinme,
Sen sevdiğim yıllarda beni özümden vurdun.

Ferit Battal



Ben Kendi Nefsimi Bildim Bileli

Ben Kendi Nefsimi Bildim Bileli

Vefasız dünyaya geldim geleli,
Gelen vurdu giden vurdu yoruldum.
Ben kendi nefsimi bildim bileli,
Taşralarda geze geze yoruldum.

Bu nas düşünmiyor ahır zamanı,
Kulaklar duymiyor bunca figanı,
Bu dünyada baki değil bir fani,
Ben derdimi yaza yaza yoruldum.

Mazlumlar bu elde sefa bulmadı,
Mala esir olduk sevgi kalmadı,
Daha henüz mahşer suru çalmadı,
Göz yaşımı süze süze yoruldum.

Ferit Battal



Ben Sana Gül Gönderdim

Ben Sana Gül Gönderdim

Gül yüzüne yandığım neden beni üzersin,
Ben sana gül gönderdim sense bana bir diken.
Cemaline kandığım neden yanlız gezersin,
Ben sana gül gönderdim sense bana bir diken.

Bir sevda gülü diktim geleceğin yollara,
Yârim beni terk etti diyemedim ellere,
Sana olan aşkımdan düştüm dilden dilere,
Ben sana gül gönderdim sense bana bir diken.

Özüm özünü sevdi gözüm kaldı yüzünde,
Yüzüne meftun oldum yandım aşkın közünde,
Sana olan aşkımdan çok yaş döktüm dizinde,
Ben sana gül gönderdim sense bana bir diken.

Sana mecnun olalı kör oldu iki gözüm,
Kader mi çile midir bu benim alın yazım,
Daha tın bile demir iki tel kırdı sazım,
Ben sana gül gönderdim sense bana bir diken.

Ferit Battal



Ben Seni Bu Gönlüme Sevda İle Bağladım

Ben Seni Bu Gönlüme Sevda İle Bağladım

Bülbüller seherlerde sevdalıyı sorarken,
Ben seni bu ellerde diyar diyar aradım.
Mecnun Leylası için aşk odunda yanarken,
Ben seni bu gönlüme sevdaile bağladım.

Reyha satan güllerin bir dikenli dalıyım,
İrşadi babaların bir pul etmez malıyım,
Cefa çektirme bana ben sena sevdalıyım,
Ben sana bu gözümle yaş dökerek ağladım.

Ağladım hey ağladım senin için ağladım,
Ağlayarak gönlümü sevdan ile dağladım,
Sert akan Çoruh gibi hû diyerek çağladım,
Ben seni bu özümle tasdik edip ağladım.

Ferit Battal



Ben Seni Güllere Sarıp Süsledim

Ben Seni Güllere Sarıp Süsledim

İnsanlar bir çiçek bakıp beslerken,
Ben seni güllere sarıp süsledim.
Sevenler sırtını yara yaslarken,
Sen beni terk ettin diye küsmedim.

Sen benim göz nurum günüm ayımsın,
Mevladan hediye düşen payımsın,
Gönül çeşmesinden akan suyumsun,
Ben seni sevdayla sevip besledim.

Sana darılsam da sevdam bitmiyor,
Kolumu kaldırsam elim yetmiyor,
Ayrılmak istesem gönlüm atmiyor,
Tek bir laf söyleyip seni üzmedim.

Gül bağında gezen aşık yorulmaz,
Candan seven sevdiğine darılmaz,
Sevdalıya aşkın yaşı sorulmaz,
Bende bu türküyü boşa düzmedim.

Ferit Battal



Benem

BENEM

Gül dalında sevdâ çeken ebedî kârı bilir,
Şeydâ bülbül otağında dayalı kalan benem.
Resule ümmet olanlar sevdâyı yolda bulur,
Zalîm nefsin tuzağında sızlayıp yanan benem.

Seven bülbül güle konar sevdâyı yolda bulur,
Gül dalında bülbül olan dâimâ gülde kalır,
Gül râhına girmeyenler kuşburnuyu gül sanır,
Müritlerin hû çağında gaflete dalan benem.

Vuslat bağına girenler el râhından vaz geçer,
Gül bağında bülbül olan sohbeti gülden açar,
Dost deyüp dosta yananlar ölmeden hakkı seçer,
Üstadların ocağında sararıp solan benem.

Ser verip sırrım bilene eylemedim ben niyâz,
Hakk yoluna baş koyanı zelîl eder mi Feyyâz,
Affetmezse yaradanım kul nedir ki ede naz,
Müritlerin hû çağında nefsi şîr sanan benem.

Hak Teâlâ diler ise güldürür şol yüzümü.
Cân içinde cânân olan ancak bilir özümü,
Dur desem de dinlemiyor zalîm nefsim sözümü,
Bu sinsi la’net elinden taşraya varan benem.


Ferit Battal

Ferit Battal



Beni

Beni

Baş açık yalın gezerim,
Toprak ile örtün beni.
Bazen bu candan bezerim,
O an kabre itin beni.

Kâh yağmur olur yağarım,
Kâh sular gibi çağlarım,
Kâhi gönlümü dağlarım,
Aşk oduna atın beni.

Her gelen yol etti beni,
Dert cefaya attı beni,
Can verdiğim yaktı beni,
Bir maşuka katın beni.

Aklı olan ele kanmaz,
Her çiçeğe arı konmaz,
Çok yara çor olup yanmaz,
Bir tabibe satın beni.

Ferit Battal



Beni Nasıl Terk Ettin

Beni Nasıl Terk Ettin

Savrulurken rüzgarda bu sevdalı yüreğim,
Bu kalbimi dağlatıp beni nasıl terk ettin.
Saçlarını örerken çok yoruldu bileğim,
Gözlerimi çağlatıp beni nasıl terk ettin.

Yardan ayrılan bir kul başına kara bağlar,
Hasret gider ölenler seven yâr için ağlar,
Sevmek suç mu sevdiğim aşka dayanmaz dağlar,
Bu gönlümü ağlatıp beni nasıl terk ettin.

Ben sana çok darıldım ardın sıra ağlamam,
Yemin ettim bir daha yaban gülü saklamam,
Dünya güzeli olsa bir kez bile koklamam,
Şu kalbimi bağlayıp beni nasıl terk ettin.

Ferit Battal



Benim

BENİM

Yeni açan gül yaprağım,
İlkbaharda soldu benim.
Varacağım son yatağım,
Kara toprak oldu benim.

Daldım hayâl rüzgârına,
Güvendim dünyâ varına,
Dadandım eller hârına,
Pembe gülüm soldu benim.

Mecnûn oldum sahralarda,
Çok tırmandım kayalarda,
Beyhûd gezdim yaylalarda,
Eller bağım yoldu benim.

Düşmedim bülbül zârına,
Kaldım kış ile borana,
Ümît bıraktım yarına,
El bağrım

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

4.5.2008 ·

Yorum (0) Yorum yaz!

4.5.2008 · Kategori: kuran tefsiri

oruçbeyli

KÜTÜB-İ SİTTE
1
 

1-990   1000-1990   2000-2990   3000-3990   4000-4990   5000-5990   6000-6990   7000-7300

10   20
210   220
410   420
610   620
810   820
30   40
230   240
430   440
630   640
830   840
50   60
250   260
450   460
650    660
850    860
70   80
270   280
470   480
670   680
870   880
90   100
290   300
490   500
690   700
890   900
110   120
310   320
510   520
710   720
910   920
130   140
330   340
530   540
930   940
150   160
350   360
550   560
750    760
950    960
170   180
370   380
570   580
770   780
970   980
190   200
390   400
590   600
790   800

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

4.5.2008 ·

Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
bayburt genel
Bayburt Resimleri
bayburt kuş bakışı
Bayburt Resimleri
bayburt çoruh
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
bayburt bahar resmi
Bayburt Resimleri
bayburt genel görünümü
Bayburt Resimleri
bayburt eski resim
Bayburt Resimleri
bayburt kalesi yandan
Bayburt Resimleri
bayburt ve çoruh
Bayburt Resimleri
bayburt kalesi tam görünüm
Bayburt Resimleri
bayburt kuş bakışı
Bayburt Resimleri
bayburt yandan
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
bayburt arazi
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
bayburt resmi
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
bayburt
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri

oruçbeyi

 bayburt ilçe resimleri, bayburt fotoğrafları, bayburt resimler,
bayburt resimleri, bayburt resim, bayburt kısanta köyü nün resimleri,
bayburt resimleri, bayburt köylerinin resimleri, bayburt fotoğraf,
 bayburt köy resimler, bayburt aydıntepe resimleri, bayburt fotoğrafları,
 bayburt ili resimleri, bayburt ilçe resimleri, bayburt un resimleri,
 bayburt aydıntepe resimleri, bayburt balca köyü resimleri, bayburt ilinin resimleri,
 bayburt tarihi resimleri, bayburt köyleri resimleri, bayburt resimler,
 bayburt fotoğrafları, bayburt ili resimleri, bayburt balca köyü resimleri,
 bayburt gökçedere resimleri, bayburt saraycık köyü resimleri, bayburt ilinin resimleri,
 www bayburt resimleri, bayburt bayraktar köyü resimleri, bayburt ilinin resimleri,
 bayburt köy resimleri, bayburt saraycık köyü resimleri, bayburt fotoğrafları,
 bayburt kalesi resimleri, bayburt fotoğrafları, bayburt köylerinin resimleri,
 bayburt resim galerisi, bayburt aydıntepe resimleri, bayburt kısanta köyü nün resimleri,
 bayburt tarihi resimleri, bayburt aydıntepe resimleri, www bayburt resimleri,
 bayburt köy resimleri, bayburt bayraktar köyü resimleri, bayburt balca köyü resimleri,
 bayburt resim galerisi, bayburt tarihi resimleri, bayburt un resimleri,
 bayburt tarihi resimleri, bayburt un resimleri, bayburt fotoğraf,
 bayburt un resimleri, bayburt fotoğrafları, bayburt aydıntepe resimleri,
bayburt resimleri, bayburt un resimleri, bayburt köy resimler,
 bayburt resim galerisi, bayburt tarihi resimleri, bayburt resimler,
 bayburt un resimleri, bayburt gökçedere resimleri, bayburt balca köyü resimleri,
 bayburt resim galerisi, bayburt köyleri resimleri, bayburt un resimleri,
 bayburt un resimleri, bayburt fotoğrafları, bayburt resim galerisi,
 bayburt resim, bayburt köy resimleri, bayburt kısanta köyü nün resimleri,

 

Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
bayburt genel
Bayburt Resimleri
bayburt kuş bakışı
Bayburt Resimleri
bayburt çoruh
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
bayburt bahar resmi
Bayburt Resimleri
bayburt genel görünümü
Bayburt Resimleri
bayburt eski resim
Bayburt Resimleri
bayburt kalesi yandan
Bayburt Resimleri
bayburt ve çoruh
Bayburt Resimleri
bayburt kalesi tam görünüm
Bayburt Resimleri
bayburt kuş bakışı
Bayburt Resimleri
bayburt yandan
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
bayburt arazi
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
bayburt resmi
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri
bayburt
Bayburt Resimleri
Bayburt Resimleri

 
 
 

Yorum (4) Yorum yaz!

4.5.2008 ·

Sözlükler  :
* Osmanlıca Sözlük

A  B  C-Ç  D  E  F  G-Ğ  H  I-İ  J  K  L  M  N  O-Ö  P  R  S-Ş  T  U-Ü  V  W  X  Y  Z

R

 
RA Kur'an alfabesinde onikinci harftir. Ebced hesabında 200 sayısına işaret eder. Bu harfe "Rı" denildiği gibi, "Ra-i mühmele" de denilir. Bazı tarih kayıtlarında" Rebi-ül Evvel" ayına işaret olarak geçer.
RA-İ MÜHMELE Noktalı ze'den ayırmak için "rı" harfine verilen bir ad.
RA f. İsim veya zamirin sonuna ilâve edilirse, Türkçedeki i, im, in, a, e eklerinin yerine kullanılır. Meselâ:Hâne: Ev. Hâne-râ: Evi, evin, eve.Tû: Sen. Tû-râ: Seni, senin, sana.
RA' Küçük kene.
RA' şiddetle sürmek.
RAA' Boğazına hizmet eden adi insan.
RAABE Genişlik, vüs'at. * Büyük olmak.
RA'AD Geveze kimse. Çok konuşan adam. * Torpil balığı.
RAALE Hamakat, ahmaklık.
RAAŞ (Ra'şe-Ra'şen) Titretmek.
RAB' Vasat, orta boylu. * Avlulu ev.
RA'B Doldurmak. * Efsun, (sihir yapanlar okurlar.)
RAB'AT (C.: Rabeât) Attarların dağarcığı ve kutusu. * Orta boylu kimse.
RABB Sâhib, mâlik, seyyid. Cenab-ı Hak (C.C.) * Besleyen, yetiştiren, terbiye eden. Müstahik. Hüdâvend. (Kur'an-ı Kerim'de bu "Rabb" ismi ile Cenab-ı Hak 846 def'a zikredilir.) (Bak: Âlem)( Yâni : Herbir cüz'ü bir âlem mesabesinde bulunan şu âlemi bütün eczasiyle terbiye ve yıldızlar hükmünde olan o cüz'lerin zerratını kemal-i intizamla tahrik eder. Evet Cenab-ı Hak herşey için bir nokta-i kemal tayin etmiştir. Ve o noktayı elde etmek için o şeye bir meyil vermiştir. Her şey o nokta-i kemale doğru hareket etmek üzere, sanki mânevi bir emir almış gibi muntazaman o noktaya müteveccihen hareket etmektedir. Esna-yı harekette onlara yardım eden ve mânilerini def'eden, şüphesiz Cenab-ı Hakk'ın terbiyesidir. Evet, kâinata dikkatle bakıldığı zaman, insanların taife ve kabileleri gibi, kâinatın zerratı, münferiden ve müçtemian Hâliklarının kanununa imtisalen, muayyen olan vazifelerine koşmakta oldukları hissedilir. " Yalnız bedbaht insanlar müstesna!" İ.İ.)
RABB-ÜL ÂLEMÎN Bütün âlemlerin Rabbi. Her âlemi doğrudan doğruya Rububiyyeti ile tâlim, terbiye, tedbir ve idâre eden Cenab-ı Hak.(Kur'an-ı Kerim) (bazan iki kelimede, meselâ... Rabbüke tabiri ile ehadiyyeti ve Rabb-ül âlemîn ile vâhidiyyeti bildirir. Ehadiyyet içinde vâhidiyyeti ifade eder. Hattâ bir cümlede bir zerreyi bir göz bebeğinde gördüğü ve yerleştirdiği gibi; güneşi aynı âyetle, aynı çekiçle göğün göz bebeğinde yerleştirir ve göğe bir göz yapar. M.N.)(Her bir şey, hareketiyle bütün eşyayı vahdet nâmına zabteder. Demek, bütün yıldızları elinde tutmayan, bir tek zerreye Rabb olamaz. S.)
RABB-ÜD DÂR Ev sâhibi.
RABB-ÜL ERBAB Bütün sâhiblerin, terbiyecilerin Rabbi, Allah. (C.C.)
RABB-ÜL MAL Mal sâhibi. Sermaye sâhibi.
RABB Üveybaba.
RABBANΠ(Rabbaniye) Rabbe âit. Cenab-ı Hakk'a dair ve müteallik. İlâhî. * Ârif-i Billâh olan, ilmi ile amel eden âlim.
RABBANİYYUN (Rabbaniyyîn) Kendisini tamamen Cenab-ı Hakk'a vermiş olanlar. Putperestlikle alâkası olmayanlar.
RABBAT Kadınların efendileri, sâhipleri, kocaları.
RABBE Üveyana.
RABBENA Ey bizim Rabbimiz! Ey Sâhib-i Hâlikımız! Ey bizi terbiye edip besleyen sâhibimiz! (meâlinde).
RABBΠEy benim Rabbim.
RABBİ YESSİR VELÂ TÜASSİR Ey Rabbim! Kolaylaştır, zorlaştırma, bana imdad eyle, yardım eyle (meâlinde).
RABE Yoğurt damızlığı.
RABEA Devenin katı katı yelmesi.
RABIT(A) Rabteden, bağlayan, bitiştiren. * Münasebet, alâka, bağlılık, yakınlık. İki şeyi birbirine bağlayan tertip. * Nefsini dünyadan men edip âhirete, Allah'a (C.C.) bağlanmak. * Tertip, sıra, düzen, usûl.(...Evet, tevhid-i imanî, elbette tevhid-i kulûbü ister. Ve vahdet-i itikad dahi, vahdet-i içtimaiyyeyi iktiza eder. Evet inkâr edemezsin ki: Sen bir adamla beraber bir taburda bulunmakla, o adama karşı dostane bir râbıta anlarsın; ve bir kumandanın emri altında beraber bulunduğunuzdan arkadaşane bir alâka telâkki edersin. M.)
RABITA-İ İMAN İman bağı, insanları hususan iman edenleri birbirine bağlayan iman.
RABITA-İ MEVT Ölümünü düşünüp dünyanın fani olduğunu mülâhaza edip nefsin desiselerinden kurtulmak.
RABITA-İ ŞEYH Tarikat-ı Nakşiyede, müridin hayalen şeyhinin huzurunda kendini tasavvur etmesine denir.
RABITABEND f. Rabtedici, bağlayıcı.
RABIZ Koyun ağılı.
RABİ' Dördüncü.
RABİ-İ AŞER Ondördüncü.
RABİA (Müe.) Dördüncü. * Saatteki sâlisenin altmışta biri.
RABİA-İ ADEVİYE (Hi: 95 - 185) Basra'lı bir hatun. Bütün hayatını dine hizmet için vakfetmiş, zengin kimseler evlenmek teklifinde bulundukları halde; "Allah'ı anmaktan, dine hizmetten beni alıkor" fikri ile reddetmiş, fakirliği ve istiğnayı kabul edip dine hizmetten vaz geçmemiştir. Talebe okutmuş meşhur bir veliyedir. (R. Aleyha) 
RABİAN Dördüncü olarak.
RABİB Yoğurt.
RABİH(A) (Ribh. den) Kârlı, kazançlı, faydalı.
RABİT Bağlı, bağlanmış, merbut.
RABİYE (C.: Revâbi) Yüce, yüksek yer.
RABT Bağlamak, bitiştirmek, bir şeye bağlamak. * Nizam vermek, intizam bulmak. * Gr: Cümleleri lüzumlu edatlarla birbirine bağlamak. 
RABT-I KALB Kalb bağlama, gönül bağlama.
RABT EDATI Gr: Bağlama edatı. Kelimeyi veya cümleyi birbirine bağlayan harf veya kelime. (Hem, ve... gibi)
RABTİYYE Rabtiye. * Bağlayacak şey.
RAC f. Mide.
RA'C Şimşeklerin birbiri ardınca şakımaları.
RACİ Rica eden, eden, uman, yalvaran. Niyaz eden. Ümitli.
RACİ' (Rücu. dan) Geri dönen, ric'at eden. * Dair, aid, alâkası olan, dokunur olan, müteallik. * Gr: Bir şahıstan kinaye olan zamir.
RACİBE (C.: Revâcib) Parmağın el ayasına bitişik olan boğumu.
RACİFE Şiddetle sarsan sarsıntı. Dünyayı yerinden oynatan vakıa. İlk nefha.
RACİH Üstün olan. Kıymetli, faziletli ve itibarı fazla olan. * Fık: Beyyinatta, bürhan ve delilin tercihinde delili üstün, beyyinesi evlâ ve makbul olan taraf.
RACİH-İ MERCUH Bürhan ve delillerin tercih ve üstünlük esasları.
RACİHA Tercihli, daha önce diğerlerinden üstün.
RACİL Yaya olarak, yürüyerek.
RACİLEN Yaya. Piyade. * Mc: Cahil, bilgisiz. 
RACİN Adama alışmış davar.
RACİYANE f. Rica ederek, yalvararak.
RA'D Gök gürültüsü. * Bulutları sevk ve nezaret ile vazifeli bir melek adı. * Tehdit etmek, korkutmak.(Terennümat-ı hava, na'rât-ı ra'diye, nağamat-ı emvac, birer zikr-i azamet. Yağmurun hezecatı, kuşların seceatı birer tesbih-i rahmet, hakikata bir mecaz... Lemeat'tan)
RA'D-I KASIF Korkunç gök gürültüsü.
RA'D-I KAZA Kaza yıldırımı, kaza şimşeği.
RA'D SURESİ Kur'an-ı Kerim'in 13. Suresi.
RA'D U BERK Gök gürültüsü ve şimşek.
RAD f. Cömert, eli açık, faziletli, üstün, değerli.
RAD' Men'etmek, engel olmak. * Bırakmak, terk etmek. * Güzellik eseri. * Kına.
RADAF Üzerine ateş yakıp kızdırdıkları taş.
RADAFE (C.: Razf) Kızdırılmış sıcak taş (süte bırakıp sıcaklık verirler.)
RÂDD (Redd. den) Geri döndüren, reddeden, geri bırakan.
RÂDD-ÜS SELÂM Başkasının verdiği selamı alan.
RADD Süt ile pişmiş hurma. * Vurmak, dövmek. 
RADDE Derece. Rütbe. Sıra. Kerte. Mertebe. * Aşağı yukarı. * Fayda, menfaat. * Çizgi, hat.
RA'DE Muztarib oluş, azablı ve sıkıntılı hâl. (Rı'de şeklinde de okunur) 
RADE Faide, menfaat.
RA'DENDAZ (Ra'd-endaz) f. Gürleyen, gürleyici. Gök gürültüsü gibi gürleyen.
RADGA (C.: Radg-Ridag) Sulu ve sıvı balçık.
RADH Az bir şey verme. Az verilen şey. * Fık: Cihada iştirak eden kadınlara, kölelere, çocuklara ve zimmilere ganimet malından verilen mal.
RADHE (C.: Radh-Ridh) Taşlı yer, taşlık arazi. * Büyük taşlardan olan çukur yer. (İçinde su birikip kalır.)
RADI' (Rıda'. dan) Süt kardeş. * Süt emen çocuk. * Levmedilen kimse.
RADIYALLAHÜ ANH Allah (C.C.) ondan razı olsun, mealinde duâdır. Aslında Allah ondan razı oldu demektir.(Sahabe-i Kiram Hazeratına Radıyallahu Anh denildiğine binaen, başkalara da bu mânada söylemek muvâfık mıdır?Elcevab: Evet denilir. Çünki Resul-i Ekrem'in bir şiarı olan Aleyhissalâtü Vesselâm kelâmı gibi Radıyallahu Anh terkibi, Sahabeye mahsus bir şiar değil, belki Sahabe gibi veraset-i nübüvvet denilen velâyet-i kübrada bulunan ve makam-ı rızaya yetişen Eimme-i Erbaa, Şâh-ı Geylanî, İmam-ı Rabbanî, İmam-ı Gazalî gibi zatlara denilmeli. Fakat örf-ü ulemâda sahabeye, Radıyallahu Anh; Tâbiîn ve Tebe-i Tâbiîne, Rahimehullah; onlardan sonrakilere, Gaferehullah; ve Evliyaya, Kuddise Sırruhu denilir. M.)
RADIYALLAHÜ ANHA (Kadın için) Allah ondan razı olsun.
RADIYALLAHÜ ANHÜM Allah onlardan razı olsun.
RADIYALLAHÜ ANHÜMA Allah onların ikisinden razı olsun.
RADİ (Râdiye) Razı olan, rıza gösteren, itaat eden.
RADİ' (C.: Ruzâa-Ruzâ) Süt emen çocuk.
RADİB Zayıf yağan yağmur. * Sidre ağacından bir cins.
RA'DİD Korkak.
RADİF Binicinin ardına binen kişi.
RADİF Kızmış taşla ısıtılan süt. * Kızmış taş üzerine pişirilen et. (Merzuf da derler.)
RADİFE Kıyametteki ikinci Sur'un ismi. (O'nunla bütün ölüler hayat bulurlar.)
RADİG Ahmak, akılsız kimse.
RA'DİN Gürleyen. * Gürültülü.
RADİN Za'feran çiçeği.
RADİYEN Razı olarak, beğenilerek, hoşnud olmak suretiyle.
RADK Her nesnenin evveli. 
RADM Büyük set.
RADM Binayı taşla yapmak ( O binaya "razim" derler.)
RADME (RADMÂ) Büyük taş.
RADUA Kuzusunu emziren ve hem de sağılır olan koyun.
RADYASYON (Fr. Radiation) Bir enerjinin ışık demeti halinde yayılması.
RAFIZ Terk eden. Salıveren. Bırakan.
RAFIZA Şii fırkalarından bir tâife. Hak mezhepten ayrılmış, namazsız, itikadı bozuk kimse. * Asker kaçağı güruhu. * Düstur, akide ve nizam kabul edilen esaslardan ayrılanlar. 
RAFIZΠ(Râfiziyye) Rafıza fırkasından olan. Hazret-i Ebu Bekir'in ve Hazret-i Ömer'in (R.A.) halifeliklerini kabul etmeyenlerden olan.
RAFIZİYYUN (Rafızî. C.) Rafızîler.
RAFİ' Yükseltici. Hâmil. Sâhib. Kaldırıcı, kaldıran. * Esma-i İlâhiyedendir.
RAFİ-ÜD DERECAT Dereceleri yükselten. Allah. (C.C.)
RAFİA Yükselten. * Kaldırmak için destek.
RAFİDAN Dicle ve Fırat ırmakları.
RAFİDE Binanın direği.
RAFİH Rahat içinde ve refahla yaşıyan.
RAFİT Nikâh. Cima. Fuhşiyyat.
RAFZ Bırakma. * Rafızîlik.
RAG f. Çimenlik, çayırlık, bahçelik, bağlık. * Dağ eteği.
RAGABAT Rağbetler, istekler, istekle karşılamalar.
RAGAD Refah, genişlik, kolaylık. * Geçim kolaylığı.
RAGAME (C.: Rugâm) Toprak.
RAGBA' Rağbet etmek.
RAĞBET (Ragbet) İstek, arzu. İyi sayılmak. Bir şeyi çok iştiyakla istemek. İhlasla dua etmek, teveccüh etmek.
RAĞBET-İ UMUMİYE Umum tarafından rağbet edilip beğenilme. Herkes tarafından istenme.
RAĞBETEN Rağbet ederek, istekle.
RAGD Maişet genişliği, geçim bolluğu.
RAGIB (Râgıbe) (Ragbet. den) İsteyen, rağbet eden.
RAGIM Galebe eden, galip olan.
RAGIYE Dişi deve.
RAGİB İçi geniş olan nesne.
RAGİBE Rağbet olunan veya rağbetle istenilen şey. * İhsan, hediye.
RAGİD Süt bulamacı.
RAGİF Pide. Yufka.
RAGİFE Sütlü bulamaç.
RAĞM (Ragm) Bir şeyden hoşlanmayıp kerih görmek. Bir işi birisine zor ile tutturmak. Züll ve hakaret. Kahretmek.
RAĞMEN Aksine olarak, inadına, zıddına olarak, zoraki.
RAĞMEN ALÂ-ENFİHİ Tahkir maksadıyla, birinin kibrini, burnunu kırmak için.
RAĞMEN Lİ-ENFİHİ (ve alâ rağmihi) Zoraki ve mahsus tahkir ve tezlil için olan hareket.
RAGMİYYAT Aksine, rağmına, inadına, zıddına yapılan işler.
RAGN Meyletmek, yönelmek, eğilmek.
RAGS Nimet. Lütf-u İlâhî. Bereket. Hayır. * Çoğalmak ve uzamak.
RAGSA' İçinden sütün aktığı meme içindeki damar.
RAH f. Zan, sanma. Kaygı, keder.
RAH (Reh) f. Yol. Tarz. Usûl. Meslek.
RAH-I HAK Hak yolu.
RAH-I NECAT Kurtuluş yolu.
RAH-I RAST Doğru yol.
RAH-I VATAN Vatan yolu.
RAH (C.: Rayâh) Şarap, içki, hamr. * El ayası mânâsına olan "Râha'nın C." * Gitmek.
RAHA Değirmen.
RAHABE Genişlik, vüs'at.
RAHAH Davanın tırnağının geniş ve büyük olması.
RAHAL (C.: Rihâl) Semer. Palan.
RAHAMET Rahim hastalığı.
RAHASA Yumuşaklık.
RAHAT Üzüntüsüz, tasasız, kedersiz bir halde olmak. İstediği her şeyi bulup telâşsız olmak. Müsterih. * Dinlenmek. * El ayası.
RAHAT-I DİL Gönül rahatı.
RAHAT-EFZA f. Rahat arttıran.
RAHAT-NİŞİN f. Rahat eden, rahat oturan.
RAHCEN Ağırlık, sıklet. * Meyletmek, eğilmek, yönelmek.
RAHDAN f. Yol bilen.
RAHE Avuç içi, el ayası.
RAHF(E) Kaymak. * Elde durmaz derecede sıvı olan hamur.
RAHİ f. Yola ait, yolla alâkalı, yola dâir.
RAHİ Rahat yürüyüşlü binek. * Sâkin, rahat.
RAHİB Âbid. Allah'tan (C.C.) korkan. * Manastırda oturan nasrani âlimi veya papazı. Keşiş. * Aslan.
RAHİB Kendisinden korkulan şey. Korkulu.
RAHİB Bol, geniş. * Obur, çok yiyen kişi.
RAHİB-ÜR RÂHE Cömert, eli geniş.
RAHİBAN (Râhib. C.) Râhibler. Keşişler.
RAHİBE Kadın rahib.
RAHİH Yumuşak, sulu balçık.
RAHİK Safi şarap, Cennet şarabı.
RAHİL Göç eden, göçen, ölen, rıhlet eden.
RAHİL (C.: Ruhal-Rihâl) Dişi olan koyun kuzusu. (Erkeğine "hamel" derler.)
RAHİL Göç. Göçme, hicret etme.
RAHİLE Yük hayvanı. * Yük getiren deve. * Topluluk, kafile. * Üzerine binilen deve.
RAHİLEZEN f. Yük hayvanını süren.
RAHİM (Rahmet. den) Rahmet edici, merhamet eyleyen. Rahmedici. Muhafaza eden, bağışlayan. Rahmet ve merhamet sahibi, şefkat eden, gufran sahibi. (Kur'an-ı Kerim'de bu isim 220 defa zikredilir.)
RAHİM (Rahm. dan) Rahmet edici, acıyan, merhamet eden.
RAHİM (Rehm) Döl yatağı. Çocuğun, içinde yetiştiği ve dişi canlılara mahsus organ. * Karabet, akrabalık.
RAHİM(E) Hafif sesli, lâtif sözlü kız. 
RAHİMALLAH Allah rahmet eylesin.
RAHİMANE Şefkat ederek, acıyarak. Merhamet ve rahmet ile Cenab-ı Hakk'a yakışır tarzda.
RAHİME Rahmet eylesin.
RAHİMEHULLAH "Allah ona merhamet eylesin, Allah rahmet eylesin" meâlinde duâdır.
RAHİMEHUMALLAH "Onların ikisine de Allah rahmet eylesin" meâlinde duâdır.
RAHİMEHUMULLAH "Allah onlara rahmet eyleye" meâlinde duadır.
RAHİMÎN (Rahîmûn) Merhametliler, acıyıp esirgeyenler, rahmet edenler, şefkat edenler.
RAHİMİYYET (Bk: Rahmaniyet)
RAHİN Rehin veren, malını rehine koyan. *Sâbit, dâim, devamlı. * Devenin ve adamın zayıfı.
RAHİS Ucuz, yumuşak elbise. * Ansızın ölüm.
RAHİYE (C.: Revâhi) Bal arısı.
RAHİYYE Yolluk. Yol masrafları.
RAHK Sarmak, istilâ etmek. 
RAHL (C.: Rihâl) Semer, palan. * Yağmurluk ve saire gibi yol levâzımı.
RAHL (RIHL) Göçmek, irtihal etmek.
RAHLÂ' Arkası beyaz, diğer yerleri siyah olan dişi koyun. * Yalnız arkası kara olan deve.
RAHLE Küçük masa.
RAHLE-İ TEDRİS Üzerine ders verilen veya alınan rahle. * Bir âlimden alınan ders.
RAHM Acıma, koruma, esirgeme, şefkat etmek. * Hısımlık, karabet, akrabalık.
RAHM Ü ŞEFKAT Merhamet ve şefkat etmek.
RAHMA' Başı beyaz olan dişi koyun.
RAHMAN Bütün yaratıklara rızıklarını veren, her an bütün mahlukat hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, bütün mahlukatına sayısız nimetler veren. Nizam ve adâlet sâhibi. (Allah)
RAHMAN SURESİ (Errahman Suresi de denir.) Kur'an-ı Kerim'in 55. suresidir. Bu sureye Arus-ül Kur'an da denilmiştir. Mekkîdir.
RAHMANΠRahman'a ait ve müteallik. Allah'tan gelen, her hususta hayırlı olan.
RAHMANİYYET Cenab-ı Hakk'ın Rahman oluşu.(Yâni: Gözümüzle görüyoruz, birisi var ki, bize zemin yüzünü rahmetin binlerle hediyeleri ile doldurmuş, bir ziyafetgâh yapmış ve Rahmâniyetin yüz binlerle ayrı ayrı lezzetli taamları içinde dizilmiş bir sofra etmiş ve zemin içini rahimiyyet ve hakîmiyetin binlerle kıymettar ihsanlarını câmi' bir mahzen yapmış. Ve zemini devr-i senevîsinde bir ticaret gemisi hükmünde her sene âlem-i gaybdan levâzımat-ı insaniyye ve hayatiyyenin yüz bin çeşitlerinden en güzellerini içine alarak yüklenmiş bir nevi sefine veya şimendifer gibi; ve her baharı ise, erzak ve elbisemizi taşıyan bir vagon hükmünde olarak bizlere gönderir. Bizi gayet rahimane beslettirir. Ve bütün o hediyelerden, o nimetlerden istifade etmemiz için bize de yüzlerle ve binlerle iştihalar, ihtiyaçlar, duygular, hissiyatlar, hisler vermiş...Evet, bize öyle bir mide vermiş ki, hadsiz taamlardan lezzet alır. Ve öyle bir hayat ihsan etmiş ki, duyguları ile bir sofra-i nimet gibi koca cismâni âlemde hadsiz nimetlerinden istifade eder. Ve öyle bir insaniyet bize lutfetmiş ki, akıl ve kalb gibi çok âletleri ile hem maddi hem mânevi âlemin nihâyetsiz hediyelerinden zevk alır. Ve öyle bir İslâmiyet bize bildirmiş ki; âlem-i gayb ve âlem-i şehâdetin nihâyetsiz hazinelerinden nur alır. Ve öyle bir iman hidayet etmiş ki, dünyâ ve âhiret âlemlerinin hasra gelmez envarından ve hediyelerinden tenevvür edip müstefid eder. Güyâ Rahmet tarafından bu kâinat hadsiz antika ve acib ve kıymetli şeylerle tezyin edilmiş bir saraydır. Ve bütün o saraydaki hadsiz sandıkları ve menzilleri açacak olan anahtarlar insanın ellerine verilmiş ve bütün onlardan istifade ettirecek olan ihtiyaçlar, hissiyatlar insanın fıtratına verilmiş.İşte böyle dünyayı ve âhireti ve her şeyi kaplamış bir rahmet, elbette o rahmet, Vahidiyyet içinde bir Ehadiyyetin cilvesidir.Yani nasıl ki güneşin ziyası, mukabilindeki umum eşyayı ihâta etmesi ile Vahidiyyete bir misâl olduğu gibi, parlak ve şeffaf her bir şey dahi kabiliyetine göre güneşin hem ziyasını, hem hararetini hem ziyasındaki yedi rengini, hem aks-i misâlini almakla Ehadiyete bir misâl olduğundan elbette o ihâtalı ziyayı gören adam, arzın güneşi vâhiddir, bir tektir diye hükmeder. Ve her parlak şeyde hatta katrelerde güneşin ışıklı, harâretli aksini müşâhede eden o adam, güneşin ehadiyyetini, yâni; bizzat güneşi sıfatları ile "her şeyin yanındadır ve her şeyin âyine-i kalbindedir" diyebilir.Aynen öyle de: Rahmân-ı Zülcemâlin geniş rahmeti dahi ziya gibi umum eşyayı ihatası o Rahmânın Vahidiyetini ve hiç bir cihette şeriki bulunmadığını gösterdiği gibi, her şeyde hususan her bir zihayatta ve bilhassa insanda o cemiyetli Rahmetin perdesi altında o Rahmânın ekser isimlerinin ışıkları ve birnevi cilve-i zâtiyyesi bulunarak, her ferdde bütün kâinata baktıracak ve münâsebettarlık verecek bir cem'iyyet-i hayatiye vermesi dahi, O Rahmânın ehadiyyetini ve herşeyin yanında hâzır ve herşeyin her şeyini yapan (O) olduğunu isbat eder.Evet nasıl ki, O Rahmân, o rahmetin vahidiyyetiyle ve ihatası ile kâinatın mecmuunda ve zeminin yüzünde celâlinin haşmetini gösteriyor. Öyle de ehadiyyetin cilvesi ile her bir zihayatta, hususan insanda bütün nimetlerin nümunelerini o ferdde toplayıp o zihayatın âlât ve cihâzâtına geçirip tanzim ederek mecmu-u kâinatı (parçalanmadan) o tek ferde bir cihette aynı hanesi gibi verdirmesi ile dahi cemâlinin hususi şefkatini ilân eder ve insanda enva-ı ihsanatının temerküzünü bildirir.Hem nasıl ki, bir kavunun (meselâ) her bir çekirdeğinde o kavun temerküz ediyor. Ve o çekirdeği yapan zat, elbette odur ki, o kavunu yapar. Sonra ilminin hususi mizanı ile ve hikmetinin ona mahsus kanunu ile o çekirdeği ondan sağar, toplar, tecessüm ettirir ve o tek kavunun tek ve vâhid ustasından başka hiç bir şey o çekirdeği yapamaz. Ve yapması muhaldir. Aynen öyle de: Rahmaniyyetin tecellisi ile kâinat bir ağaç, bir bostan; ve zemin bir meyve, bir kavun; ve zihayat ve insan bir çekirdek hükmünde olduğundan elbette en küçük bir zihayatın Hâlikı ve Rabbi bütün zeminin ve kâinatın Hâlikı olmak lâzım gelir.Elhâsıl: Nasıl ki, ihâtalı olan Fettahiyet hakikatı ile bütün mevcudatın muntazam suretlerini basit maddeden yapmak ve açmak, vahdeti bedahetle isbat eder. Öyle de, her şeyi ihata eden Rahmaniyyet hakikatı dahi vücuda gelen ve dünya hayatına giren bütün zihayatları ve bilhassa yeni gelenleri kemâl-i intizamla beslemesi ve levazımatını yetiştirmesi ve hiç birini unutmaması ve aynı rahmet her yerde, her anda ve her ferde yetişmesi ile bedahetle hem vahdeti, hem vahdet içinde ehadiyyeti gösterir. Ş.)
RAHME (C.: Ruham) Kartal. * Rahmet, muhabbet.
RAHMET Merhamet, acımak, şefkat etmek, ihsan etmek, esirgemek. * Mc: Yağmur.(...Sâni-i Âlem'in her şeyi içine almış ve her şeyi istilâ ve istiab etmiş bir rahmet -i vâsiası vardır. Vâlidelerin, hattâ bir cihette nebatatın evlâdına olan şefkatleri ve küçük, zayıf yavrularının sühulet-i rızkları, o rahmet deryasından bir katredir. M.N.)
RAHMET-İ BÎPAYAN Sonsuz rahmet.
RAHMETEN-Lİ-L-ÂLEMİN Bütün âlemlere rahmet olan Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm.
RAHMETULLÂHİ-ALEYH "Allah'ın (C.C.) rahmeti onun üzerine olsun" meâlinde vefat etmiş müslümanlar için söylenen duâ.
RAHMİ Rahmete mensub, rahmetle alâkalı, rahmete müteallik.
RAHMUT Mübalağa ile esirgemeklik.
RAHNAME f. Yol ve yön gösteren kâğıt. Harita.
RAHNE f. Gedik, yarık. Gemilerin bordalarında veya su kesimlerinin altında mermi isabetiyle veya herhangi bir te'sirle açılan delikler, yarıklar. * Yara. * Bozukluk. Zarar.
RAHNEDÂR f. Eksiği, bozuğu olan. * Zarara uğramış. * Yıkığı olan.
RAH-NÜMA f. Yol gösteren, kılavuz. (Bak: Rehnüma)
RAHREV f. Yolcu.
RAHS Yıkamak. * Yumuşak.
RAHŞ Gösterişli, güzel at. * Rüstem adlı bir pehlivanın atı.
RAHŞA (Rahşân) f. Parlak.
RAHŞENDE f. Parıldıyan, parıldayıcı.
RAHŞİŞ f. Parlayış.
RAHT (C.: Ruhut) Binek atlarına vurulan eyer, takım. * Pencere ve kapıların menteşe takımı. * Yol levazımı. * Döşeme ve ev takımı.
RAHT-I ARUS Gelin eşyası.
RAHT-I HÜMAYUN Padişahın mücevherli eyer takımı.
RAHTLAMAK Ata raht ve takım takmak.
RAHUM Doğurduktan sonra rahminde hastalık meydana gelen deve.
RAHV Gevşek, sölpük, rahâvetli.
RAH-VAR f. Sarsmadan yürüyen at, rahvan at. * Atın sarsmadan yürüyüşü.
RAHVE (Bak: Rihve)
RAHYAN Kaburganın omuz kemiği ile bitişmesi.
RAHYE Düz meydan.
RAHZ Yıkamak.
RAHZEN f. Yol vuran. Yol kesen. Eşkiyâ, haydut.
RAHZENΠf. Haydutluk, eşkiyâlık. Yol kesicilik.
RAİ (Rü'yet. den) Görücü, gören. * Gr: R harfiyle alâkalı. R harfine mensub.
RAİ Çoban. * Gözetleyici ve koruyan kimse. * Vâli. * Güvercin kuşundan bir kısım.
RAİB Korkmuş. * Semizliğinden yağı damlar olan. * Dolu.
RAİB Göz bağlayıcı, büyücü. * Doldurucu.
RAİC Revaçta olan, sürümü olan. Rağbet bulan.
RAİC-İ MAL Malın değeri.
RAİC-İ VAKT Bir şeyin şimdiki değeri. 
RAİD Gürleyen, gürüldeyen.
RAİD Konaklanacak yeri görmek için önceden gönderilen kimse. * El değirmeni.
RAİDE(C.: Revâid) Gürleyen bulut. * Sözü çok olan kişi.
RAİF Merhametli, re'fetli.
RAİF Önde giden at. ("pişnek" derler) * Burun ucu. * Dağ burnu.
RAİK(A) Hâlis, sâfi, sâde, katışıksız.
RAİN Muhkem, sağlam yapılı, berk yer.
RAİŞ Huk: Rüşvet veren kimse ile rüşvet alan arasında vasıtalık eden kimse.
RAİYANE f. Çobanca. Çobanlığa ait.
RAİYYE (C.: Raâyâ) Saklı, mahfuz.
RAİYYET Bir hükümdar idaresinde olanlar, birinin idaresine bağlı olanlar. Devletin idâresindeki umum insanlar. * Sürü. Otlatılan hayvan sürüsü.
RAİYYET-PERVER f. Halka iyi bakan, iyi idare eden. İnsanların ihtiyacını te'min eden, onların iyiliğini seven ve onlar için iyilik isteyen.
RAİZ (Râyiz) Öfkeli, kızgın.
RAK' Eğilmek.
RAK Erkek yengeç.
RAK' Kaftana yama vurmak. Elbiseyi yamamak.
RAKAAT Hamâkat, ahmaklık.
RAKABAT (Rakabe. C.) Boyunlar. Ense kökleri. * Köleler, câriyeler. Kullar.
RAKABE Ense kökü, boyun. * Kul, köle, câriye.
RAKADAN Oynayıp sıçrama.
RAKAHA Ticaret. * Kesb, kazanma.
RAKAK Üstü yumuşak, altı sert olan düz yer.
RAKAM Bütün satıcı, bütün satan.
RAKAM Yazı ile işaret, sayıları gösteren işaret. * Yazı yazmak.
RAKAMΠRakam ve sayıya ait. Rakamla alâkalı.
RAKAMKEŞ f. Rakam atan. Yazan çizen.
RAKAMZEDE f. Yazılan, söylenen. Yazılmış.
RAKAMZEN f. Yazıcı, yazan. Kayıt ve işâret eden.
RAKAN (Rakun) Za'feran çiçeği. * Kına.
RAKB Muntezir olmak, beklemek.
RAKD Uyumak üzere bulunma. Uykuya dalar gibi olma.
RAKDE Uyku. Berzah.
RAKIB Gözeten, bekleyen.
RAKIDE Mertek adı verilen uzun ince ağaç.
RAKIM Bir yerin deniz seviyesinden yükseklik derecesi. Kod. * Rakam yazan. Çizen. Tahrir eden, yazan.
RAKIM Belâ, musibet. Zahmet. Dâhiye.
RAKİ' Rüku' eden. Huzur-u İlâhîde eğilen.
RAKİAN Rüku' ederek, huzur-u İlâhîde eğilerek. Rüku' etmek suretiyle.
RAKİANE f. Rüku' eder gibi. Eğilerek.
RAKİ' Ahmak kimse. * Gökyüzü.
RAKİB (Rekabet. den) Daima görüp kontrol eden, gözeten. * Bekçi. * Herhangi bir işte birbirinden üstün olmaya çalışanlardan her biri. Rekabet edenlerin beheri. * Esma-i Hüsna'dandır.
RAKİB Binen. Binici. * Herhangi bir nakil vasıtasına binmiş olan.
RAKİBAN (Rakib. C.) f. Rakibler. Birbirleriyle yarışanlar. * Bekçiler.
RAKİBEN Binmiş olarak, binerek.
RAKİD(E) Hareketsiz, durgun.
RAKİK(A) (Rikkat. den) Yufka yürekli, ince merhamet ve şefkat sahibi olan. * Köle, câriye.
RAKİK-ÜL KALB Yufka kalbli, çok merhametli, ince duygulu.
RAKİK Ü NİZÂR İnce ve zayıf.
RAKİM Yazılmış nesne. Yazı yazılacak levha. * Ashab-ı Kehf'in mağarasının bulunduğu dağ; veya bazılarınca mağaranın bulunduğu dere; veya Ashab-ı Kehf'in başka bir ismi. * Ashab-ı Kehf'in isim ve kıssalarının yazılı bulunduğu kitabe.
RAKİME Yazılmış kâğıt. Mektub.
RAKİS Yol gösteren, kılavuz. * Harman yerinde harmanı döğerken öküzün dönmesi.
RAKK Kitap, sahife. * Kâğıt yerine kullanılan ince deri parçası. * Tomar. * Yama.
RAKKA Dere yanında olup sel geldiğinde üzerine yayılan arazi. * Bir yerin adı.
RAKKAS Oynayan, dans eden, köçek.
RAKKASÂNE f. Oynar şekilde. Raksederek.
RAKKASE Oynayıp dans eden kadın.
RAKLE (C.: Rikal) At sürüsü. * Uzun hurma ağacı.
RAKM Yazmak. * Mühür yapmak.
RAKME Derenin kenarı. * Bahçe.
RAKMİYYAT Medine yakınında bir yere nisbet edilen oklar.
RAKRAK Şuleli ve ziyâlı, parlak, nurlu.
RAKRAKA Su dökmek. * Su gelip gitmek. * Parlamak. * Suyun akması.
RAKRAKA Nâzik ve derisi yumuşak olan kadın.
RAKRAKAN Serap.
RAKS Sıçrayarak oynamak, dansetmek.
RAKS-I MÜKERRER Tekrar tekrar yapılan raks. Döne döne oynama.
RAKSÂN Rakseden, dans eden, oynayan.
RAKSKÜNÂN f. Raksederek, raksede ede, oynıyarak, oynıya oynıya.
RAKŞ Nakşetme, süsleme.
RAKŞA' (C.: Rukaşâ) Alaca yılan. * Süslü kadın.
RAKUD (C.: Revâkıd) Derinliği fazla olan küp.
RAKY Yükselmek, terakki etmek.
RA'L Koyunun kulağından kesilen parça.
RAL (C.: Rilâl-Ri'lân-Er'ül- Reele) Deve kuşunun yavrusu.
RA'LA' (C.: Rual) Akılsız kadın. * Kulağının ucu kesilip ilişik duran dişi koyun.
RA'LE (C.: Riâl-Erâl-Erâil) At sürüsü. * Hurma ağacının uzunu.
RAM f. İtaat eden, boyun eğen, itaatli, münkad.
RAMAD Kül, ateş külü.
RAMAK Nefes alacak kadar kalan hava, az bir hayat eseri. * Çok az şey.
RAMAS Göz çapağı.
RAMAZ Güneşin sıcaklığı şiddetle ve yakarak gelmek, şiddetli olmak, yakmak. * Kesinleştirmek.
RAMAZAN Mübarek ayların en mühimmi ve mübarek üç ayların sonuncusu. Kur'an-ı Kerim'in nâzil olmağa başladığı oruç ayı. Arabî ve Kamerî olan takvime göre 9. ay. Oruç tutanın günahlarını yaktığı, mahveylediği için bu isim verildiği rivayet edilir.(Ramazan-ı Şerif'te mü'minler, derecatına göre ayrı ayrı nurlara, feyizlere, mânevi sürurlara mazhar oluyorlar. Kalb ve ruh, akıl, sır gibi letâifin o mübârek ayda oruç vasıtasiyle çok terakkiyat ve tefeyyüzleri vardır. Midenin ağlamasına rağmen onlar masumâne gülüyorlar. M.)(İşte Ramazan-ı Şerif, âdeta bir âhiret ticareti için gayet kârlı bir meşher, bir pazardır. Ve uhrevi hasılat için gâyet münbit bir zemindir. Ve neşv ü nema-i a'mâl için, bahardaki mah-i nisandır. Saltanat-ı Rububiyet-i İlâhiyeye karşı ubudiyet-i beşeriyenin resm-i geçit yapmasına en parlak, kudsi bir bayram hükmündedir. Ve öyle olduğundan yemek, içmek gibi nefsin gafletle hayvani hâcatına ve mâlâyani ve hevâperestane müştehiyata girmemek için oruçla mükellef olmuş. Güya muvakkaten hayvaniyetten çıkıp melekiyet vaziyetine veyahut âhiret ticaretine girdiği için, dünyevi hâcâtını muvakkaten bırakmakla uhrevi bir adam ve tecessüden tezahür etmiş bir ruh vaziyetine girerek, savmı ile Samediyete bir nevi âyinedarlık etmektir. Evet, Ramazan-ı Şerif; bu fani dünyada, fani ömür içinde ve kısa bir hayatta bâki bir ömür ve uzun bir hayat-ı bakiyeyi tazammun eder, kazandırır.Evet bir tek Ramazan, seksen sene bir ömür semeratını kazandırabilir. Leyle-i Kadir ise nass-ı Kur'ân ile bin aydan daha hayırlı olduğu, bu sırra bir hüccet-i katıadır. M.)
RAMAZANİYE Ramazana ait. Ramazan hakkında. * Ramazan ayına dair medhiye veya kaside.
RAMETMEK Boyun eğdirmek, itaate getirmek.
RAMİ f. Çok itaatkâr olan.
RAMİ (Remy. den) Ok, mermi v.b. şeyler atan atıcı.
RAMİH Süngü batıran, mızrak saplayan.
RAMİK Miskle karıştırılan siyah bir madde.
RAMİLE Yelmek. * Şam vilâyetine bağlı bir yerin adı.
RAMİS Toprağı her yöne sürüp savuran rüzgâr.
RAMİŞE İyilik, gökçelik, hasene.
RAMİŞGER f. Çalgıcı. Saz çalan.
RAMK Nazar etmek, bakmak.
RAMPA Fr. İki geminin birbirine veya bir geminin iskeleye yanaşıp bitişmesi. * Şose veya demiryolundaki yokuş. * Trenin eşya almağa mahsus yanaştığı set.
RAMPACI Eski deniz muharebelerinde yakından dövüşerek zabtedilmek istenilen bir düşman gemisine hücumla borda bordaya gelindiği sırada düşman gemisindeki askerlerin vuku bulacak hücumunu menetmek için güverteye yayılan silâhendazlar.
RAMT Ayıplama.
RAMUZ Deniz.
RAN (Reyn. den fiil) Kalb katılaşması, lekelenmek. Kalbin kasavetlenmesi. * Pas, kir. (Bak: Reyn)
RAN f. Bacağın uyluk kısmı. Uyluk. * Kelimenin sonuna getirilerek. " Süren, sürücü" mânasını ifade eden birleşik kelimeler yapılır. Meselâ: Hükümrân $ : Hüküm süren.
RA'N (C.: Ruun-Riân) Ahmaklık. * Sarp dağ. * Önüne sivrilmiş dağ burnu.
RA'NA İyi, güzel, hoş, lâtif. Pür ve revnak olan.
RANEC Hindistan cevizi.
RANİN f. Pantolon. şalvar. Don.
RAPOR Fr. Bir tedkik neticesini bildiren yazı.
RAPÖRTAJ (Bak: Röportaj) 
RA'RA' (C. Raâri') Kötü, alçak kimse. * Yaramaz gönüllü. * Çok uzun boylu adam. * Güzel itidalde olan kimse.
RA'RAA Suyun şiddetle akması. * Depretmek. (Çocuk) büyümek. * Bitirmek.
RAS' Yapışmak.
RA'S Boyanmış renkli yün. * Süt vermek. * Süt içmek.
RA'S Yorulduğunda yab yab yürümek. * Birşeyi silmek.
RA'SA' Kulakları küpe gibi uzunca sarkık olan yahut ucunu kesmekten ilişik kalıp sallanıp duran kulakları asılı olan dişi koyun. 
RASAA (C.: Rusâ) Bal a

Yorum (0) Yorum yaz!

4.5.2008 ·

oruçbeyli

28.3.2007 - hz veysel karani

Kategori:

 

Veysel Karani Hz. :

        Baykan İlçesi’nin en önemli özelliği, büyük zatlardan olan Hz. Veysel Karani’nin türbesinin İlçe’nin 8 Km. güneybatısında bulunan Ziyaret Beldesi’nde bulunmasıdır. Türbenin burada olması nedeniyle binlerce insan İlçe’ye akın etmekte ve İlçe’yi canlandırmaktadır.
       Türbesinin İlçe’de olması nedeniyle burayı önemli bir ziyaret merkezi haline getiren Hz. Veysel Karani’nin 555-560 yılları arasında doğduğu tahmin edilmektedir. Doğum yeri Yemen’in Karen Köyü’dür. Soyu Yemen Kabilelerinden Muradoğulları’ndan gelmektedir. Babasının ismi Amir’dir. Kendisinin asıl ismi Üveys Bin Amir-i Karenî’dir.  Karen Köyü’nün bir mutlu seherinde dünyaya
gelen küçük Üveys, Muradoğulları’ndan Amir’in mütevazı evini mutlulukla doldurur. Dört yaşında iken babası vefat eder. O, annesinin başka kimsesi bulunmadığından bin bir güçlükle herhangi bir tahsil görmeden, semavi dinlere ve kitaplara ait herhangi bir bilgisi olmadan büyür.
      Üveys büyüdükçe kendisinde doğuştan mevcut olan “Tek Tanrı’ya İnanç” hissi de gelişir. O’nu kimse anlamaz, söylediklerine güler, alay ederler. Kendisini anlayan, dinleyen, derdine ortak olan tek insan annesi idi.
       Gönlü ulvi hislerle kaynaşan ve artık çalışıp annesine bakabilecek çağa gelen genç Üveys, bir iş aramaya koyulur. Sonunda kendisine en uygun işi seçer. Kendisiyle alay eden, kendisini anlamayan insanlardan uzaklaşmak ve endi iç dünyasıyla başbaşa kalabilmek için deve çobanlığı yapmaya başlar.
       Hz. Veysel Karani deve çobanlığı yapmaya başlayınca ihtiyar ve hasta annesi olmasa deve otlattığı sakin vadilerden Karen’e inmeyi hiç istememektedir. Kendi uzletgahında Allah ile başbaşa kalmaktan bir an olsun ayrılmak istememektedir. Artık Hz. Veysel Karani’nin ufku öyle geniş, aydınlık, gönlü öyle duyarlıdır ki, her an bir kurtarıcının haberini beklemektedir.
       Ve beklediği kutlu haber çok geçmeden kendisine ulaşır. Bu haber Allah’ın son Peygamberi Hz. Muhammed’in zuhur ettiği ve insanları “Hak Din’e” davet ettiği haberidir. Hz. Veysel Karani bf haberi duyunca hiç kimsenin irşad ve teşviki olmadan Müslüman olur, İslam’a ve Hz. Muhammed’e gönülden bağlanır. Annesine de Kelime-i Tevhid’i bizzat kendisi öğretir.
      Hz. Veysel Karani Müslüman olunca yüce peygamberin nurlu yüzünü görebilmek aşkıyla yanar tutuşur. Hz. Veysel Karani, Allah Resulü’nü görme arzusunu birkaç defa pek sevdiği annesine açarsa da, çok ihtiyar ve âmâ (kör) olan annesi, kendisine bakacak kimse olmadığından izin vermez. Hz. Veysel Karani’nin yaşı kırk’ın üzerine gelir. Oğlunun gönlünde patlayan yanardağları çok iyi hisseden anne, çaresiz “Ancak Medine’ye gidip hemen gelmek, Hz. Peygamber’i orada bulamayacak olursa teşriflerini beklemeden dönmek.” Şartıyla kendisine izin verir.
       Gönlü Allah aşkıyla, Peygamber muhabbetiyle dolu olan Hz. Veysel Karani, izin alınca durmaz ve Medine yollarına koyulur. Issız vadiler, dağlar, tepeler, kızgın çölleri aşar ve Peygamber beldesi Medine’ye ulaşır. Hz. Peygamber’in evine giden Hz. Veysel Karani, Peygamberimizi evde bulamaz. Peygamber Efendimiz o sırada Tebük Seferi’ndedir. Peygamberimizi bulamayınca çok üzülür. Hz. Veysel Karani, annesine verdiği sözü hatırlar. Hz. Aişe (R.A.)’ye “- Kainatın efendisine selamımı söyleyiniz. Cennet sabahlarını andıran mübarek yüzlerini doya doya görmek isterdim. Lütfen, içimin aşk-ı Muhammed’i (S.A.V.) ile yandığını, gönlümün bitmez niyazını bildiriniz.” Diyerek ayrılır ve tekrar Yemen yolunu tutar.
       Peygamber Efendimiz seferden dönünce Hz. Aişe’ye şöyle hitap ettiler:
       “- Ya Aişe, evimize hangi ulu kişi geldi? Bu Rahmani kokular, bu İlahi lezzet nedir?
Ey Allah’ın Resulü; Yemen Oymağı’ndan Karen Köyü’nden Üveys adında bir zat sizi ziyarete geldi. Mukaddes Cemâlinizin bağrı yanık aşıklarındanmış. Zat-ı âlinizi bulamayınca çok üzgün bir halde ayrıldı. İşte o adam gittikten sonra evin içinde bu ulvi kokuları hissettim.

  • Ya Aişe, sen o zatı gördün mü?
  • Evet ey Allah’ın Resulü. Sağ gözümün ucu ile baktım.
  • Öyleyse o gözünü bende ziyaret edeyim. Görüşün ve gördüğün mübarek olsun.”

Bir müddet sonra Mescid-i Nebevi’ye geçen Resulullah, Sahabelerine seslendiler;
“ – Müjdeler olsun, Üveys’i gören gözü ziyaret ettim, gelin siz de benim gözümü ziyaret edin.
Ve buyurdular; “Bana Yemen tarafından rahmani kokular geliyor. Şüphesiz tabii’nin en hayırlısı Üveys’tir.”
Resulullah son hastalıklarında Hz. Ömer, Hz. Ali ve Hz. Aişe’ye vasiyet buyurdular :
“ Benden sonra arkamdaki hırkamı, Üveys’e veriniz.”
Yine Resulullah buyurdular :“Benim ümmetimde Üveys adında bir kişi vardır. Kıyamet gününde Rebia ve Mudar Kabileleri’nin koyunları tüyü sayısınca günahlı kişilere şefaat edecektir.”

       Resulullah’ı göremeden tekrar Karen’e dönen Hz. Veysel Karani yine deve çobanlığı yapmaya devam eder. Yine Karen halkı ona divane gözüyle bakar ve O’nunla alay ederlerdi. O yine herkesten uzak kendi uzletgah’ında ibadetleriyle meşgul olur, gönlü Allah aşkı, Peygamber sevgisiyle dolar taşardı.
      Peygamberimizin vefatından sonra Hz. Ali ve Hz. Ömen Üzeys Hz.’ni bulur ve Peygamberimizin vasiyeti üzerine Hırka-i Şerifi Hz. Veysel Kanani’ye verirler. Peygamberimizin hırkasının Hz. Veysel Karani’ye verilmesinden sonra ve Peygamberimizin O’nun hakkındaki övgülerinin duyulmasından sonra Hz. Veysel Karani’nin gözünde değeri artar, herkes ona hürmet eder.
      Annesi vefat etmiş bulunan Hz. Veysel Karani’nin yüceliği bu hadiseden sonra Karen’de bilindiği ve kendilerine olan hürmet arttığı için köyden ayrılırlar. Kûye’ye giderler.
      Hz. Veysel Karani’nin Kûye ve Basra taraflarındaki hayatı da eskisi gibi yine ıssız vadilerde, tabiatın kucağında ve kendi uzletgahında Hakk’a niyazla geçmektedir.
      Hz. ali’nin halifeliği sırasında iki Müslüman grup arasında çıkan Sıffin Savaşı’nın hazırlıkları esnasında Hz. Ali tarafında, safında savaşa katılması ricasıyla Medine’ye davat edilirler. Memnuniyetle bu davete icap eden Hz. Veysel Karani hemen Medine’ye hareket ederler, daha sonra da Hz. Ali’nin yanında Sıffin Savaşı’na katılırlar.
     Sıffin Savaşı esnasında Veysel Karani’de yaralanarak, Hicret’in 37. Senesinde (Miladi 657) Şevval ayının 18. günü Fırat Nehri kenarında savaş meydanında şehit olur.
    Sıffin Savaşı’nda şehitlerin büyük çoğunluğu savaşın olduğu yerde toprağa verildi. Şehitlerini memleketlerine götürmek isteyenler için tabutlar yaptırıldı. Şehitlerin içinde Hz. Veysel Karani’de vardı. Mübarek naaşı için üç ayrı kabile toplanmış ve sahip çıkmışlardır. Şehit birdi, ancak sahipleri üçtü. Saatlerce tartıştılar. Ne var ki, hiçbir kabile diğerini tatmin edip inandıramadı. Sonunda iş Hz. Ali’ye ulaşınca O, olayı islami açıdan anlatmaya çalıştı. Hz. Veysel Karani’nin köken itibariyle Yemen’li olduğunu ve Yemenlilere verilmesi gerektiğini belirtti. Ancak, diğer iki kabile bu teklife razı olmadılar. Hz. Ali kur’a çekme teklifinde bulundu ise de buna da razı olmadılar. Bunun üzerine Hz. Ali “Peki, dedi... Veysel Karani’nin mübarek naaşını ben korumaya alıyorum... Yarın görüşürüz.” dedi ve her üç kabile başkanları dağıldılar. Hz. Veysel Karani son kerametini gösterdi ve sabah kalktıklarında her üç kabilenin tabutlarında da göründü. Her kabile birbirinden habersiz naaşın kendilerine verildiğini zannederek sessizce naaşı alarak, biri Yemen yolunu, biri Şam yolunu, biri de Bitlis yolunu tuttu.
       Allah aşkının potasında eriyen Veysel Karani Hz.’nin kerameti böylece yeni olayların çıkmasını önler. Rivayetler O’nun şahadetini ve kerametini böyle anlatır. Ancak, her şeyi bilen yüce Allah’tır. O’nun defni ve mezarıyla ilgili anlatılanlar birer rivayete dayanır. Nereye ve nasıl defnedildiği konusunda kesin bir bilgi yoktur. Nerede olduğunu ancak yüce Allah bilir.

Keşifleri :

   Kahveyi bulan o’dur.
   Üveys bir gün develeri otlatırken buruşuk meyvelerden birisini ısırdı. Acıydı. “ Allah (c.c) her bir nimeti fayda için yaratmıştır.” Diyerek acı bulduğu o meyvelerden birazını ateşin üzerine attı, kavurdu, çiğnedi acılıkları kalmamıştı. Bir saat sonra Üveys’in aklı içi bir olmuştu. Daha sonra iyi düşünmeye, kendisine güvenmeye başlamıştı. Üveys derhal yakışan ismi söyledi. “Madem ki yiyeni keyiflendiriyor (keyfe) olmalıdır.” Dedi. Günümüzde Keyfe adı kahve olarak anılmaktadır.

Hz. Veysel Karani’nin İlmi Yönü :

       Hz. Veysel Karani, dünyanın batıl inançlarla karanlık içinde yüzdüğü bir dönemde, İslam’ın doğuşundan önce Yemen’in Karen Köyü’nde bu aleme gözlerini açan bir velidir. Hem de velilerin öncüsüdür. Doğuşunda gönlünü ışıklandıran tek Allah inancı daha çocukluk yıllarında başlamış, olgunluk çağına geldiğinde bu inanca Peygamber sevgisi eklenince, iç aleminde dış alemleri görür pencereler açılmıştır. Okul görmediği, bir harf bilmediği halde yüce Allah ona gayb alemlerini açmıştı. Hiçbir öğretmene gerek duymadan gizli hazinelerini öğrenmek ve görmek mutluluğunu bağışlamıştır.
      O’nun zengin gönül ikliminde sürekli olarak Allah’a ve yüce Peygamberine sevgi çiçekleri yeşermişti. Hz. Peygamber daha dünyayı aydınlatmadan yıllar önce tek tanrı görüşüne ve peygamberin geleceğine inanmış olması, O’nun erdem dolu niteliklerinin en üstünüydü.
      Alemler serdarı Hz. Peygamberi dünya gözüyle görmeden O’na aşık olmuştu. O’nu görebilmek iştiyakıyla doluydu. Ne var ki, gönül gözüyle her zaman gördüğü Hz. Peygamberi dünya gözüyle görememiştir.
     Hz. Peygamberin " Cennet anaların ayakları altındadır.” Hadisi ile buyurduğu anne sevgisinin kutsallığını, yatalak annesine bir ömür boyu gösterdiği üstün hizmet ve ilgisiyle, insanoğluna en güzel örneği hiç kuşkusuz Veysel Karani Hz. vermiştir.
     Hz. Veysel Karani’nin tabii’nin en ulusu olduğu, Allah ve Resulü nezdinde çok sevilen bir kişi olduğu, gerek Peygamber efendimizin hadislerinden, gerekse İslam alimlerinin ortak yorumlarından anlaşılır.
     Veysel karani Hz.’nin hayatı, derinliklerine erişilmeyen bir ummandır. Bütün yaşamını deve çobanı yanında ibadet ve itaatle sürdürmüştür.

     Allah’ın bahşettiği eşsiz yüceliği de Peygamberin hırkasının kendisine verilmesinden sonra anlaşılabilmiştir. Böylece o güne kadar deli divane olarak görülen Veysel Karani Hz. halkın gözünde kutsallaşmış, gönüllerde layık olduğu altın tahta oturmuştur.
     Allah’ın velileri her zaman insanların gönlünde taht kurmuştur. Onları her toplum kendilerine mal etmek istemiştir. Sahip çıkmışlardır. Kendileri tek olduğu halde Anadolu’muzun birçok yerinde makamları bulunmaktadır.
   Hz. Peygamber bir hadisinde;
  “ Beni ziyaret etmek imkanına erişemediğinizde, kardeşim Veysel Karani’yi–Makamını-ziyaret ediniz.” buyurmuştur.
   Velilerin öncüzü Veysel Karani Hz.’ne izafe edilen ve İslam devletlerinin topraklarına kubbeler yapılarak serpilmiş bulunan makamların en önemlilerinden biri hiç kuşkusuz Baykan İlçesi sınırları içindeki bu kutsal makamdır.
    Siirt, Baykan İlçesi’ndeki Veysel Karani Hz. makamı, en çok ziyaret edilen makamların başında gelir. Yıllık ziyaretçi adedi yüzbinleri aşar. Burada Veysel Karani Hz. huzurunda eller duaya kalkar, dilekler tutulur, kurbanlar kesilir.
    Veysel Karani Hz.’ne ait külliyenin temeli Selçuklular Dönemi’nde atılmış, ilk olarak ta Veysel Karani Türbesi yapılmıştır. Daha sonra 1967’de onarım görmüştür.
    Veysel Karani Külliyesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün girişimleriyle 1974 yılından itibaren çok daha bakımlı bir görünüme kavuşmuştur. 1982 yılında avlu düzenlenmesinden sonra, 1983’te kesimhane binaları, daha sonra da otel ve konukevi binaları devreye sokulmuştur.

Yunus Emre’nin Dilinden

VEYSEL KARANİ

Rum’da, Acem’de aşık oldum
Yemen İllerinde Veysel Karani
Enbiya sevdi ve dostum dedi
Yemen illerinde Veysel Karani

Anasından doğdu dünyaya geldi
Melekler altına kanadın yaydı
Resulün hırkasın, tacını giydi
Yemen illerinde Veysel Karani

Erenler önünde kemer belinde
Aknurdan beni var o sağ elinde
Üveys sultan derler Hak divanında
Yemen illerinde Veysel Karani

Sabah ibadetin yapar giderdi
Gizlice Rabbine niyaz ederdi
Anın işi gücü deve güderdi
Yemen illerinde Veysel Karani

Bin deveyi bir akçeyi güderdi
Anın da nısfını zekat ederdi
Develer bilesine tevhid ederdi
Yemen illerinde Veysel Karani

                               EVLİYALARIMIZ                              

Sultan Memduh Hz. :

Turbe.jpg (55111 bytes)        Asıl adı Mahmut olan Sultan Memduh Hz. Hicri 1174, Miladi 1761 senesinde, Zilkade Ayı’nın 20. günü Cumartesi gecesinde Tillo’da doğmuştur. Önceleri anne ve babasının terbiyesi altında büyüdü. Genç yaşta dedesi İsmail Fakirullah Hz.’nin halifesi olan İbrahim Hakkı Hz.’nin yanında sarf, nahiv, tefsir, hadis ve fıkıh gibi pek çok dini ilimleri okudu.
Tasavvufi alanda da özellikle büyük dedesi İsmail Fakirullah Hz.’nin marifet ve nurların güzelliğini, hikmet ve esrarın kaynaklarını içeren tarikatına bağlı kalıp, hizmet etmekle meşgul oldu. Kısa süre içinde, hocaları İbrahim Hakkı Hz. ve aynı zamanda amcası olan Şeyh Mustafa Hz.’nin manevi terbiyesi ile, İbrahim Hakkı Hz. tarafından “Memduh” yani “Övülmüş” lakabını kazanacağını müşdeledi. İlim, irfan ve irşad’ı sayesinde ünü dünyanın her yerine yayılmış ve kendisini görmek isteyen insanlar her yerden Tillo’ya akın etmeye başlamıştır. Tarikatı, dedesi Şeyh İsmail Fakirullah Hz.’nin “Uveysiyye” tarikatına dayanır. Sultan Memduh Hz.’nin zevcesi kendisi gibi Velayet Makamı’na yükselmiş olan Zemzem’il-Hassa’dır.  Büyük Veli Sultan Memduh Hz. alemde elde ettiği kemalat ile 47.000 beyitlik bir divan yazmıştır. Değeri ölçülmeyecek kadar kıymetli olan bu eser tasavvufi olup, Arapça, Farsça ve Türkçe’dir.
        Hicri 1263, Miladi 1847 senesinde Dar-ı Fenâdan Dar-ı Bekâya irtihal eden Sultan Memduh Hz.’nin kabri İlçe’de kendi ismiyle anılan Sultan Memduh Türbesi’ndedir. Türbe, Tillo’da yüksek bir sırttadır. 1830 yılında Sultan Memduh Hz. tarafından oğlu Şeyh Abdurrahman için yaptırılmış, kendiside aynı türbede defnedilmiştir.


Şeyh Hamza-El Kebir    Hz. :

     Doğum tarihi bilinmemektedir. Hıms Vilayeti’ne bağlı Tedmur denilen yerden gelmiştir. Soyu büyük Sahabi Halid Bin Velid’e (R.A.) dayanır.
     Babaları Ebu Said-i Mağzuni, Hicri 470, Miladi 1077 ile Hicri 561, Miladi 1166 yılları arasında yaşayan Abdülkadir Geylani Hz.’ne muasır olmuş, hatta birbirlerine karşılık ders vermişlerdir.
     Başta İsmail Fakirullah Hz.’nin tespiti olmak üzere tevatürle sabit olan O’nun büyük velayeti ve “Kutb’ul Aktab” makamına ulaşmış, Tillo’nun başta gelen velilerinden biri olmuştur. Tarikatı “Hamzaviyye” tarikatıdır. 12 erkek çocuğu olmuştur. Bunların hesi velayet makamına müşerref olmuşlardır.
     Şeyh Hamza El-Kebir Hz.Hicri 669, Miladi 1271 tarihinde vefat etmiştir. Kabri şerifi Tillo’da keni adına yaptırılan türbededir.

Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki ::